Monatsarchiv für January 1999

 
 

EKB Endüstriyel Koruyucu Boyalar Üretim Tesisi

Fabrika tipolojisinin modernist akımlar içindeki önemi düşünüldüğünde 20. yüzyılın sonunda yapılan bir fabrika tasarımının bile mimari modernizm ile hesaplaşmasının şart olduğu ortaya çıkıyor.  Ancak, sorunu mimarlık ve işlevsellik arasındaki ilişki sorununa indirgemenin tehlikelerinin de farkında olmak gerek.  Bunun için, mimarlık tarihi disiplinin ‘İşlevsellik’ adı altında modernizm üzerine yazdığı senaryoları bir kez daha- bu kez daha kuşkucu bir gözle- elden geçirmek yararlı olacaktır.  Bu senaryolarda işlevin en fazla bir metafor olduğu gerçeği artık kimseyi şaşırtmamalı.  Öte yandan şu gerçek de gözden kaçırılmamalı; endüstriyel yapılar, kapitalist düzen ortaya çıkalı beri toplumu yönlendiren ekonomik güçlerin mimarlıkla karşı karşıya geldiği mekanlar olmaları açısından büyük önem taşıyorlar.  Günümüzde egemen olan ise, mimarlık mesleğinin hızına yetişmekte zorlandığı bir ‘pragmatizm’ ve bu pragmatizmin doğurduğu normatif   Bu pragmatizm karşısında nasıl bir tutum alınacağı, bir mimarın endüstriyel bir yapı tasarlarken karşılaştığı en önemli sorun.

Yüksek teknolojiyle endüstriyel boya üretimi yapan bir firma için üretim tesisi tasarlamamız istendiğinde, bir yandan malsahibinin istekleri diğer yandan ise binanın bulunduğu alanın yapılaşma şartları, boyutları belli iki prizmatik kütleyle çalışmayı zorunlu kılıyordu.  Türkiye’nin neredeyse bütün endüstriyel bölgelerinde hızla – ve çoğu kez mimar olmaksızın- ortaya çıkan sayısız kırma çatılı prizmatik kütlenin aynı şartlar altında ortaya çıktığı ilk gözlemlerimizdendi.  Dolayısıyla birçok endüstriyel binanın çeperinin, sözkonusu iki gücün uzlaşması sonucu oluşturulmuş bir sınır olarak tanımlanabileceği sonucuna vardık.  Bizim tutumumuz ise, bu sınırı değiştirmeye çalışmak yerine sabit tutmak oldu.  Bu projede bizim mimar olarak en önemli katkımız, bize tanınan sınırları aşmadan normatif prizmatik kütlenin mekansal yoksulluğunu aşan bir iç topografya oluşturmak oldu.  Bu amaçla, normatif endüstriyel binalarin neredeyse tümünde görülen kırma çatı çözümünü tersine çevirdik.  Tasarladığımız ‘ters’kırma çatı, bir yandan tüm kompleksi birarada tutan bir yüzey görevi görürken öte yandan iki bina arasında görsel karşıtlık sağlıyor.  Çatının dev yüzeyi sayesinde üretim alanlarında mekansal süreklilik sağlanırken aslında ayrı olan iki bina diyaloğa zorlanıyor.  Amacımız, mimarın yapacağı küçük bir biçimsel bir müdahalenin bile aslında mimarlığı aşan güçlerin dayattığı normatif yapılara direnç gösterme gücünün varolduğunu kanıtlamak.

Künye:

Tasarım Ekibi: Zeynep Çelik, Ömer Kanıpak
İşveren: EKB Endüstriyel Koruyucu Boyalar AŞ
Adres: Aydınlı Köyü, Tuzla, İstanbul
Yapım Tarihi: 1998-1999
Kapalı Alan: 7.200 m2


13. 01. 1999 | Architecture | Print |

Meta

Search | Ara

    Archive | Arşiv