Mimarlığın kutsallıkla mücadelesi *

Tabanlıoğlu Mimarlık
“Atatürk Kültür Merkezi (AKM) için gerçekleştirilecek yenileme projesinden vazgeçildi. Yenileme projesi yerine binaya ‘basit onarım’ yapılacak.” Bu, yaklaşık olarak dört yıldır gündemden düşmeyen ve artık bizi hiç de şaşırtmayan AKM ile ilgili haberlerden sonuncusu. Radikal’de Cem Erciyes’in geçtiğimiz günlerde köşesinde hatırlattığı gibi, bir takım olaylardan sonra AKM tadil edilerek kapılarını gelecek senenin ortalarında açacak.
1930′larda “İstanbul kültür sarayı” fikrinin doğmasından itibaren farklı mimarların dahil olduğu, bir türlü bitirilemeyen, bittikten sonra yanan, yeniden yapılan, ismi değişen, sonra da ihmal edilen bu bina, bugünlerde tartıştığımız sadece yıkılma ve onarılma safhası ile değil, yapılış safhaları ile de modernleşme ve demokratikleşme serüvenini ani şoklarla yaşayan bir ülkenin sanata, kültüre ve özellikle de mimarlık kültürüne bakışını anlamak için çok önemli bir hatıra deposuna, bir nevi sosyolojik aynaya dönüşmüş durumda. Yaratılışında bile sorunlar yumağı olan böyle bir merkezin yenilenmesi veya onarılması sırasında da böyle gürültü çıkarması doğal algılanmalı.
Peki bu süreçte hangi kurumsal ve bireysel aktörler rollerini nasıl oynadılar? Bunu biraz inceleyelim.
20. 11. 2010 | Architecture, Text | Print |
Tags: Radikal Yazıları
