Monatsarchiv für April 2011

 
 

Faili meçhul alışveriş merkezi *

Demirören AVM

İstiklal Caddesi’deki Demirören alışveriş merkezi Perşembe günü apar topar açıldı. Aslında açıldı demek yanlış olur. Son iki katı hala inşaat halinde olan binanın içi de neredeyse bir şantiye. Asansör montajları bitmemiş, yürüyen merdivenlerin ayarları yapılmakta, pek çok mağaza ise boş; açık olanlar da inşaat tozlarını temizlemekle uğraşıyorlar. Firavun mezarlarını aratan bir koridordan ulaşabildiğiniz tuvaletler bile bitmemiş.Aceleden tabelası bile eğri asılan binanın bu acemi açılış hikayesini işletme uzmanları daha iyi analiz ederler herhalde. Ancak kanaatimce ileride işletme açısından da büyük sıkıntılar çıkabilir çünkü iç mekanlar ve özellikle food court hiç de cazip görünmüyor.

Hatırlarsanız binanın mimarisi Türkiye’nin en rafine mimarlarından biri olan Han Tümertekin’e teslim edilmişti. Ama inşaat sürecinde mimarın kontrolü dışına çıkılarak tasarıma müdaheleler başlamış, inşaat sırasında yandaki parseller de satın alınarak projeye eklenmişti. Bunun üstüne Tümertekin’in önerdiği cepheye koruma kurulu üyeleri de müdahele edip “tarihi dokuya daha uygun(!)” bir cephe isteyince anlaşılan ipler koptu ve Tümertekin müelliflikten çekildi. Şimdi bu komik köşe balkonları, mini kubbeli cumbaları, eski binadan miras işe yaramaz ince balkonu ve “modern bir şeyler de olsun” diye ortaya yerleştirilmiş anlamsız cam cephesi ile açılan bu binanın müellifi belirsiz. Tarihi dokuya uyumlu olmalı diye direten kurul üyeleri mutlu mudur bilemem ama sayelerinde baktıkça mimarisi ile alay edilecek bir bina daha İstanbul’a eklenmiş oldu. Açıkçası bu yapı, muhafazakarlığın yükselişte olduğu, Yeni Osmanlı düzenine özenen bir siyaset ortamında tarih soslu herşeyin cazip geldiği bir dönemde toplumsal değişimin mimariye yansımış anıtı olarak da görülebilir.


Devam | Continue


20. 04. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Apartman ciddi iştir *

Beğensek de beğenmesek de bundan yıllar sonra yazılacak metinlerde Türkiye’nin sivil mimarlık tarihini apartmanlar oluşturacak ve hatta belki geleneksel Türk mimarisi diye anılacak bu yapılar. Buna rağmen hemen hemen hiç bir mimarlık okulunda apartman tasarımı ciddiye alınmaz. Yap-sat usülü ile veya kat karşılığı çalışan müteahitlerin ellerindeki şablon projeleri istedikleri parsele çekiştirerek uydurabildikleri bir ortamda mimarlar yenilgiyi erken kabul etmişlerdir. O yüzden kültür merkezleri, devasa kütüphaneler, opera binaları, spor tesisleri gibi komplike yapıları tasarlamayı öğrenerek mezun olan binlerce mimar neredeyse hayatları boyunca uğraşabilecekleri tek konu olan apartmanlarla ancak gerçek piyasa şartlarına çıkınca muhatap olurlar. Şablon projeler, alıştıkları gibi bir projeye onay verme rahatlığı yüzünden belediyeler tarafından da benimsenir. Mal sahiplerine ise belki sadece banyodaki fayansları veya mutfak dolaplarını seçme özgürlüğü bırakılır. Bu nedenle Mersin’de ya da Rize’de, Urfa’da ya da İzmir’de aynı apartmanları görürüz. Calvino’nun Görünmez Kentler adlı kitabındaki Marco Polo, Kubilay Han’a Türkiye’yi anlatsa çok zorlanmazdı: “Bu ülkenin tüm kentleri dar koridora dizili oransız odaları, şekilsiz salonları, sonradan kapatılacak balkonları, plastik pencerelerle delinmiş sıkıcı cepheleri, karanlık merdivenleri ve kiremit kaplı kırma çatıları ile birbirinin aynısı binalarla kaplanmıştır.”


Devam | Continue


17. 04. 2011 | Architecture, Text | Print |

Olması gerektiği gibi bir yenileme *

SALT Beyoğlu

Fotoğraf: Cemal Emden

İstiklal Caddesi üzerinde 1850’lerde ticaret ve konut işlevli olarak inşa edilmiş Siniossoglou apartmanının zemin katı geçtiğimiz yıllarda Garanti Platform olarak caddedeki önemli bir etkinlik alanı olarak işlev görüyordu. Garanti’ye ait Garanti Galeri, Garanti Platform ve Karaköy’deki Osmanlı Bankası Müzesi’nin tek bir kurumsal yapı altında SALT adı altında birleşmesi ile başlayan dönüşümün mekansal yansımaları da ilk kez bu yapıda gün yüzüne çıktı.

Mimarlar Tasarım’ın başında olan Han Tümertekin tarafından dönüştürülen SALT Beyoğlu yapısı tipik Beyoğlu apartmanlarının özelliklerini gösteriyor. Yapı, iki sokak arasında uzanan, düzgün bir geometrisi olmayan parsele yerleşmiş, dar ve simetrik ön cephesinin arkasında oldukça geniş ve asimetrik bir plana sahip, esas girişi arkadaki küçük meydancıkta olan tipik 19.yy Beyoğlu apartmanlarından biri. Tümertekin SALT’ın sergi, etkinlik, ofis, mağaza, kafe gibi mekansal ihtiyaçlarını kendine özgü sağduyulu ve sakin yaklaşımı ile abartısız, gösterişten uzak bir şekilde bu tarihi yapıda örgütlemiş.


Devam | Continue


10. 04. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Meta

Search | Ara

    Archive | Arşiv