Trump Tower İstanbul *

Fotoğraf: Cemal Emden
Ortasından geçen devasa viyadüğün ikiye ayırdığı Mecidiyeköy, 1950’lerden itibaren apartmanların ofislere dönüştürülmesinden sonra yeni bir değişime daha gebe. Bu sefer yükselen emlak değerlerinin zorunlu kıldığı biraz da yıpranmış yapıların deprem tehlikesiyle yenilenme bahanesi ile bu aks üzerindeki yapılar, birleşerek daha iri kütleli ofis ve konut bloklarına dönüşecek. Maksimum döşeme alanı yaratmak üzere kurulu imar kurallarımızın bir sonucu olarak araları daha seyrek olsa bile bu aksın iki yanında çok daha yüksek binalar görmeye başlayacağız. Bu dönüşümün hem iyi hem de kötü etkileri olacak: aksın önünde ve arkasındaki yapıların gün ışığı azalacak. Öte yandan zemin kotunda yürünecek doğru dürüst bir kaldırımı bile olmayan neredeyse Manhattan kadar yoğun Mecidiyeköy için yayalara daha geniş ve en önemlisi planlamış düzenli alanlar açılacak. Ancak bölgenin dinamik, hetorejen sosyal ve ekonomik yapısı da daha sıradan ve sıkıcı bir iş merkezine doğru evrilecek.
26. 06. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags: Radikal Yazıları


