Monatsarchiv für August 2011

 
 

Plateau of Ambitions

Taksim Square in Istanbul neither has the shape of square nor it really reflects the classic urban squares defined by the western urbanism terminologies. However, we like to call this node of roads as a ‘square’ maybe because of our longing for a designed real public space. The most ‘public’ moments of this space maybe experienced during the protest gatherings. Actually this irregularly shaped junction has always been a space of conflicts; cars, pedestrians, minority communities, shop owners, tourists, police, municipalities or the central government has been performing on this stage for years. The geographic advantages of this hilltop turned Taksim into a ‘showcase of power’ for the administration bodies. Looking from this perspective we may even argue that the urban design intentions on Taksim depends on the archaic roots of domination: the one conquering the hill will be the ruling power. Thus Taksim is not a simple square or junction; it is a plateau of ambitions.

AKP’s ambitions on Taksim have always been discussed since their first years. First the long discussed ‘big Taksim mosque’ project occupied the discussions and attracted severe reactions. Even though no body has seen the project of such a project this intention has always been translated as the AKP’s real Islamists aspirations. When these arguments faded away, AKP started a new discussion on their second ruling period. The new intention was to demolish Ataturk Cultural Center (AKM) in order to build a larger and more ‘beautiful’ one. The reason was the high costs of maintenance of the older one but again severe reactions were targeted to AKP since this justification to tear down the only opera hall of the city didn’t convince artists and intellectuals. AKP stepped back and agreed to renovate the building by using the European Capital of Culture budget. However this time the syndicate of artist using the AKM halted the project by a court order. The building is now closed for nearly three years and it is not clear when it will be opened again.


Devam | Continue


29. 08. 2011 | Text, Urban | Print |

Ahmet İsvan’ın* kaleminden Fenerbahçe’nin işgali

FENERBAHÇE

Fenerbahçe Burnu - Fotoğraf: Erhan Demir Arşivi

Fenerbahçe Burnu - Fotoğraf: Erhan Demir Arşivi (kaynak Wowturkey.com)

Kira gelirlerimizi artırma çalışmalarımız sırasında, batakçı kiracılarımızdan birisinin de Beden Terbiyesi olduğunu öğ­rendim. Kiraladıkları yer Fenerbahçe yarımadasındaydı. Bir­kaç kez, yıllardır biriken ve zaten çok cüzi olan borçlarını ödemeleri yolunda kendilerini yazıyla uyardık. Beden Terbi­yesi Bölge Müdürü şahsen bana gelerek bu yeri, spora hiz­met amacıyla, aynı bedelle spor kulüplerine kiraya verdikle­rini fakat kulüplerden para alamadıklarını anlatarak yakın­mış, anlayış göstermemizi istemişti. Kendisine, bizim kimse­ye anlayış gösterecek durumda olmadığımızı ve en kısa za­manda borcunu kapatması gerektiği cevabını vermiştik. Bir gün, müdür geldi, borçlarını ödediklerini ve kira muka­velesini feshettiklerini bildirdi. Yani, devren kiraya vermiş ol­dukları spor kulüplerini bizim başımıza bırakıyor, aradan çe­kiliyordu. Bizimle olan kira mukavelesi, arazımızın üstüne hiçbir inşaat yapılmamak, boş olarak teslim edilmek koşulu­na bağlıydı. Halbuki orada Fenerbahçe, Galatasaray ve Yelken Kulüpleri’nin koca binaları kaçak inşaat olarak duruyor ve buralar tanınmış yerler olarak yıllardır işletiliyordu. Ayrıca, kaçak inşaatı önlemesi gereken de bizdik. Nasıl olmuş da, şehrin bu en gözde yerinde bu koca binaların yapılmasına göz yummuştuk? İlgili müdürlerden bilgi istedim ve ülkemizdeki bozuk dü­zenin çok net bir fotoğrafıyla karşılaştım. Belediyemizin, dev­let yetkisini halkın zararına ve güçlü kişi ve kuruluşların yararına kullanmasının çarpıcı bir örneği önümdeydi ve işin için­den nasıl çıkabileceğimiz konusunda müdürler de bana yol gösteremiyorlardı.
Devam | Continue


21. 08. 2011 | Urban | Print |

İyi tasarlanmış bir ‘yer’ *

Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sosyal Yaşam Merkezi - Gölcük

Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sosyal Yaşam Merkezi - Gölcük (Fotoğraf: Murat Germen)

Bazı binalar, nedenlerini açıklayamasanız da size kendinizi iyi hissettirir; orada bulunduğunuzda tarif edemediğiniz bir rahatlığa kapılırsınız. Sadece mimari jargonla ve akademik terimlerle ifade edilemeyecek bir beceriyle çizilmiş bu yapıların tasarımında analitik yeteneklerin yanı sıra içgüdülerin de rol aldığını görürüz. Çoğu kez İskandinav mimarlar bu tip ‘yerler’ yaratmayı iyi becerirler. Elbette, tarifsiz güzellikteki doğal çevrelerinin de bu beceriye katkısı olduğunu kabullenmek lazım. Bu tip yapıların hayranlık uyandırıcı fotoğraflarını çekmek de zordur. Bir iki bakış açısına sıkışıp kalmış radikal, alışılmadık formlardan ziyade heyecan verici veya huzurlu bir atmosfer yarattıkları için mimarlık fotoğrafçıları bu yapıları bir kaç karede anlatmaya çalışırken zorlanırlar. ‘Seksi’ fotoğraflar sunamadıkları için genellikle bu tür yapılar mimarlık medyasında da hemen itibar görmezler. Ancak yaratılan ‘yer’in kalitesi yıllandıkça anlaşılır ve belki o zaman hak ettiği ilgiyi geç de olsa görmeye başlarlar. Bu nitelikteki mimari ürünlerde yapının kendisinden çok yaratılan ‘yer’ ve ‘ortam’ .


Devam | Continue


07. 08. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Meta

Search | Ara

    Archive | Arşiv