Monatsarchiv für September 2011

 
 

Dostlar yarışmada görsün

2004 yılında İstanbul Belediye başkanı olarak seçilen Kadir Topbaş’ın mimar olması özellikle meslektaşları arasında kent için bazı şeylerin düzelebileceğine dair ümitler doğurmuştu. Topbaş’ın yönetimi ile kentteki büyük projelerin mimari ve kentsel tasarımı konusunda daha nitelikli çözümler geliştirileceği ve bunlar için yarışmalar açacağı bekleniyordu. Ancak Ankara’nın gölgesinden bir türlü kurtulamayan İstanbul’da, mimar ve plancıların büyük kesimi artık Topbaş’tan yana pek de ümitli değil.

Topbaş yönetiminin kurduğu İMP ile en azından bazı büyük projeleri yarışma yolu ile elde etmeye çalışması başta bir iyi niyet çabası olarak takdir gördü. Her ne kadar 15 milyonluk bir kentin kamusal mekanlarının üretiminde çok daha fazla projenin yarışma yolu ile elde edilmesi gerekse de, mimarlar buna da şükür dediler.

Ne var ki, Kadir Topbaş’ın yönetiminde açılan yarışmaların hiç birisinin bugüne kadar uygulanmamış ve çoğunun rafa kalkmış olması da işin başka bir boyutu. Yüzlerce mimarın, plancının, diğer mesleklerden bilim insanlarının binlerce saat emek verdiği bu çabaların hayata geçirilememesi ve Istanbul Metropoliten Planlama Merkezi’nin neredeyse bir proje mezarlığına dönmesi Topbaş yönetimine getirilen en sert eleştirilerden biri.

En son skandal ise Yenikapı’da yapılması planlanan transfer merkezi ve Arkeopark projesi için Kadir Topbaş’ın basın toplantısı ile duyurduğu yarışmanın bir hafta sonra durdurulması oldu. 8 Temmuz’da bir aylığına sürecin erteleneceği belirtilen ve dünyaca ünlü mimarların jürisinde olan yarışma hala açılmış  değil ve herhangi bir açıklama da bugüne dek yapılmadı. Basın toplantısı ile Topbaş’ın bizzat ilan ettiği bu yarışmanın Ankara’nın baskısı ile durdurulduğu söylentiler arasında.

Öte yandan en az Yenikapı kadar büyük pek çok projenin yarışma yapılmadan ihaleler ile projelendirilmesi de konunun eleştirilen başka bir boyutu. Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nın genişletilmesi, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, Unkapanı-Şişhane metro köprüsü, pek çok kültür merkezi gibi kentin çok önemli yerlerindeki projelerin özellikle Kadir Topbaş’ın yakın arkadaşları olduğu iddia edilen bazı mimarlarca yapılması da eleştirilere konu oluyor.  Öyle ki, bu sekiz seneye yakın geçmişe bakıldığında Topbaş’ın aslında gerçekleştirilmeyecek projeler için yarışmalar açtığı ve uygulanacak projeler için de ihale yöntemini benimsediği iddia ediliyor.


Devam | Continue


26. 09. 2011 | Architecture, Text, Urban | Print |
Tags:

Taksim’in fişini çekecek proje

Taksim’i olduğu gibi yayalaştırma ve yolları yer altına alma projesi belediye meclisinde 15 Eylül 2011’de onaylanmış. Belediye onayladığı projeyi doğru düzgün bir şekilde göstermek yerine basın bültenlerine sıkıştırdığı bir kaç cümle ve uyduruk bir animasyon ile bu önemli değişimi anlattığı için ileride nasıl bir Taksim’in bizi beklediğini ancak mimar ve plancılar çözebilir herhalde. Gündelik basına popüler bir dille “Taksim artık yayaların” gibi destekleyici bir mesajla yansıyan bu proje aslında Taksim’i kentsel bir çöle dönüştüreceğinin haberi.

Belediye’de bu kararı ortaya atıp onaylayanların, her mimar ve plancının bildiği Marc Augé’nin ortaya attığı Türkçe’ye yok-yer olarak çevrilebilecek “Non-lieux (Non-place)” kavramından haberdar olmadığı belli. Ama hiç değilse bugüne kadar ürettikleri “yok-yer”lere bir bakıp, “biz pek iyi bir iş yapmadık galiba” deselerdi keşke. Kamuya açık, içinde spor etkinliklerinin yanısıra, konser ve gösterilerin yapıldığı İstanbul Spor ve Sergi salonunun 20 sene içinde nasıl sadece yaka kartı olanlara açık bir kongre alanına dönüştüğünü gördük. Hevesle kucak açtığımız kongre turizminin kentin bu en değerli, şahane manzaralı noktasının, insandan arındırılmış granit bir çöle dönüşmesine hala kayıtsız kalıyoruz.

Öte yandan Avrupa’nın en büyüğü diye lansmanı yapılan Çağlayan’daki adliye binasının önüne eklenen meydan ile İstanbul’a bir başka “non-place” daha eklendi. Doğru düzgün bir planlama olmadan kondurulan bu devasa binanın yaratacağı trafik sorunun sonradan farkına varan belediye, apar topar etrafındaki yolları yer altına alıp trafik düzenlemesi yapmıştı. Projenin başında bir meydan yapma fikri olmadığı için yer altındaki yolların üstünde şekilsiz, uyduruk, binanın zemin kotundan yukarıda kalan işlevsiz bir başka granit çöl daha yaratılmış oldu.

En azından bu iki tecrübeden ders alması beklenen mimar Kadir Topbaş, şimdi de  “yayalara kazandırıyoruz” kılıfı altında Taksim’i bir başka granit çöle dönüştürecek.


Devam | Continue


25. 09. 2011 | Text, Urban | Print |

Meta

Search | Ara

    Archive | Arşiv