logo

Mimarlar için iş geliştirmede yaratıcılık *

TYINHer sene Pritzker Ödülleri’nin aday gösterme süreci başladığında dünyadaki bilindik mimarların son zamanlarda neler yaptığını gözden geçirmek için iyi bir fırsat doğuyor. Bu süreçte başvurduğum Alman mimarlık sitesi BAUNETZ’in dünya mimarlık ofisleri listesi iyi bir kaynak. Mimarlık dünyasının Billboard’u sayılabilecek bu listedeki ofisler, nitelikli uluslararası dergilerde yayınlanma oranlarına göre sürekli yer değiştirmekte. Mimarlığı layığı ile değerlendirmek için medyada görünürlüğe dayalı bu liste elbette yeterli değil ama başlamak için iyi bir nokta. Tahmin edersiniz ki yıldız mimarlık ofisleri yıllardır bu listenin en üst sıralarında. Herzog de Meuron, Zaha Hadid, Foster and Partners gibi mamut ofislerin yanı sıra ilk yüze giren daha az bilindik ama nitelikli işler yaparak mimarlık yayınlarında yayınlanmış ofislere de her zaman yer oldu bu listede. Ama bu ofisler çoğunlukla 10-15 senelik geçmişleri olan, az ve nitelikli işleri kolaylıkla yayınlanan, ortaklarının çeşitli okullarda dersler, konferanslar verdikleri şanslı ofisler.

Bu sene listede yeni bir ofis dikkatimi çekti. Geçen sene ortalarında listeye giren Norveç’li mimarlık grubu TYIN Tagnestue genç iki Norveçli mimar tarafından daha 2008 yılında kurulmuş. Yashar Hanstad ve Andreas Gjertsen, Trondheim üniversitesinin öğrenci evi yarışmasında birinci olup bu projeyi uygulayarak ilk işlerini gerçekleştirmişler. “Sadece öğrencilerin içki içip takılacakları bir yer için fazlası ile para ve emek harcandı.” diye sızlanan ikili, o günden sonra mimarlık bilgilerini daha yararlı amaçlar için kullanmaya karar vermişler. Lakin her şeyin zaten tıkır tıkır işlediği ve mimara ve mimarlığa doymuş Norveç topraklarında kendilerine yer açmaya çabalamak yerine tesadüfler ve bir arkadaşlarının da yardımı ile pusulayı Tayland’a çevirmişler.

Tek bir projeyi hayata geçirmek için gittikleri Tayland’da bir sene içinde farklı noktalarda dört ayrı proje uygulayan genç ekibin tasarım prensipleri yerel malzeme ve işgücünü kullanarak yalın ve kullanışlı mekanları, en düşük bütçelerle hızla üretmek üzerine kurulu. Mimarlığı, “tasarlamak” ve “inşa etmek” eylemlerinin bir bütünü olarak gören TYIN, tasarımı da sürecin en başından itibaren uygulayacakları yapının bulunduğu yerde ve o yapının kullanıcıları ile birlikte geliştirmeyi tercih ediyor. Civardaki yerel malzemeler, iş gücü ve imkanlar, tasarımlarının temel prensiplerini belirlemekte. TYIN ekibi anlayışlarını “ihtiyaca göre, yeteri kadar mimarlık” olarak tanımlıyor. Bu alçakgönüllü tutumlarına rağmen çıkan yapıların mekânsal kaliteleri oldukça iyi kurgulanmış, malzeme ve strüktürü akıllıca kullanan, hiç de yabana atılacak gibi ürünler değil.

TYIN Tagnestue, 6 yıllık geçmişlerine rağmen inanılmaz hızda takdir toplayarak şaşırtıcı bir atılım yaptı. Bu kısa süre içinde projeleri uluslararası yayınlarda sürekli yayınlandı ve hatta en önemli mimarlık ödüllerinden bir kaçını bile aldılar. Bu itibarın arkasında, mimari olarak teorik yeni bir söylem üretmelerinden çok dünyada azgınca giden yapı üretim çılgınlığı içinde, doğru bir zamanda “ihtiyaç” ve “yeteri kadar” kavramlarına vurgu yapmaları yatıyor. 1993’te yine bir üniversiteden çıkan ekip olan Rural Studio’ya benzer şekilde TYIN de bugünün iletişim araçları ile amaçlarını epey yaygın bir şekilde duyurabildiler. Benzer niyetlerle çalışan Burkino Faso’lu Francis Kéré’yi de bu çerçevede görmek mümkün. TYIN’in farkı hem bu iletişim araçlarını çok maharetli bir şekilde kullanmaları hem de proje üretim süreçlerini şeffaf bir şekilde paylaşmalarında yatıyor. TYIN’in projelerini ve yaklaşımlarını daha detaylı anlatmama gerek yok sanırım, niyetim sadece merak yaratmak. İlgilenen okuyucular internette haklarında ve projeleri ile ilgili istemedikleri kadar bilgi bulabileceklerdir. Hatta benzer bir yaklaşımla mimarlık üretmek isteyen ekipler için kendilerinin kullandığı yöntemleri anlatan Mimarın Alet Çantasıbaşlıklı rehberi de web sitelerinden indirip okuyabilir.

Cassia Co-op Training Centre by TYIN tegnestue architects

TYIN Tagnestue, genç bir ekip olmasına ve az sayıda bina üretmiş olmalarına rağmen, şu sıralar uluslararası mimarlık dünyasında ve mimarlık eğitimi alan öğrencilerin üzerinde, belki Zaha Hadid veya Norman Foster kadar, hatta belki de daha fazla bir etki yarattığı kesin. Bunun en önemli ispatı hemen hemen her ülkede arka arkaya verdikleri konferanslar, yürüttükleri workshoplar ve uluslararası yayınlardaki proje ve söyleşileri.

TYIN Tagnestue’nin bu etkisi ilham verici. Mimarlığın üretilme biçiminde işvereni bir araç olarak kullanmak ve işin gelmesini beklemek yerine işvereni da problem setinin bir değişkeni olarak kabul etmek, yaratıcılığın başlayacağı ilk adım olabilir. Bu konuda Türkiye’de de girişimler yok değil. Özellikle son yıllarda adını duyduğumuz Herkes için Mimarlık (HIM) derneği benzer bir idealle Türkiye’deki atıl köy okullarını değerlendirerek mimari yaratıcılığı ihtiyaca odaklayan projeler yürütüyor. Lakin TYIN ekibinden görüldüğü gibi bu süreç de herhangi bir mimarlık ofisini yürütmek gibi ciddiyetle ve sürekli enerji harcayarak, günümüz iletişim taktik ve teknikleri ile birlikte düşünülmesi gerekmekte.

TYIN Tagnestue’nin de ispatladığı gibi, yaratıcılık hizmet sözleşmesinin imzalanması veya teklif mektubunun kabulü ile başlamıyor. Özellikle genç mimari ekipler için ortamdaki olumsuz koşullardan dolayı yakınmak yerine ortamı değiştirecek adımları atmak daha verimli ve heyecanlı bir mimarlık mesleğine doğru açılımlar sağlayabilir. Türkiye’deki genç mimarların öğrenmeye ve denemeye devam edebilmeleri için önlerinde sadece bir ofiste işe başlamak veya yarışma kazanmayı ummaktan daha farklı alternatifler var. Üstelik Türkiye bir Norveç olmadığına göre bu amaçlarını gerçekleştirmek için Tayland’a kadar gitmelerine hiç gerek yok.

Gayrimenkul dünyasının daha fazla metrekare baskısı ve yönetmelik maddeleri arasındaki manevralarından sıkılmış yerleşik mimarlık ofisleri de ortamdan şikayet etmekten fırsat bulduğunda proaktif şekilde davranabilir. Kırda veya kent içinde, ofisin bulunduğu mahallede bile gerçekten bir ihtiyacı çözecek küçük de olsa bir tasarım ürünü ortaya koymayı düşünmek, bunu gerçekleştirmek için uğraşmak; işverenlerle m2 savaşı yapmak veya belediyelere proje takımı yetiştirme sırasında nefeslenmek için güzel bir bahane olabilir. İmar faaliyetlerinin mimarlığın önüne geçtiği “inşaat ya resulullah” durumundan kaçınmanın mümkün olmadığında, kısaca mimarlık değil “imar”lık yapılması zorunda kalınıyorsa, gerçek mimarlığı icra edecek alanlar açmak da yaratıcı bir faaliyet olabilir.

* Istanbul Art News Kasım 2014 sayısında yayınlanmıştır.