Page 2 of 212
 
 

Çirkin dev *

Adalet Sarayı

“Avrupa’nın en büyük adliyesi” denen Çağlayan adliyesinin tam da adalet sisteminin didiklendiği bugünlerde açılıyor olması ne kadar ilginç bir durum. Üstüne üstlük bu yapıya ek olarak bu sefer “dünyanın en büyüğü” denen Kartal adalet sarayı da Anadolu yakasında tamamlanmak üzere. Geçtiğimiz senelerde açılan Bakırköy adliyesi de oldukça iri bir mahkeme binası. Bir de bunlara Silivri’de Ergenekon duruşmaları için apar topar yapılan ilkel salonları da ekleyelim. Aslında adalet mekanları açısından oldukça zengin sayılır İstanbul. Ancak dünyanın en büyük adliye binalarını yapmış olmamıza rağmen yine de yetmiyor! 5 Ocak’ta Habertürk’teki haberden, Beşiktaş’ta bunca yıldır gecekondu gibi derme çatma binada çalışan İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri başkanlarının, Çağlayan’daki yeni adliye binasının kendileri için uygun olmadığını bildirdiklerini, bunun üzerine Başbakan’ın talimatı ile Yenibosna’da yeni bir bina yapılmasına karar verildiğini öğreniyoruz. Öte yandan, İstanbul Barosu’nun geçtiğimiz yıl 26.000 üyesi ile New York’u sollayarak dünyanın en kalabalık barosu olduğunu da hatırlayalım.


Devam | Continue


13. 03. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Sapphire Istanbul *

 

sapphire istanbul

Fotoğraf: Murat Germen

New York’taki Chrysler Binası 1920’lerin sonunda inşa edilirken, 40 Wall Street olarak anılan gökdelen de aynı zamanda yükseliyordu. Dünyanın en yükseğini yaratma yarışı o günlerde başlamıştı denebilir. İki rakip bina, “en yükek” ünvanını alabilmek için görülmemiş taktiklerle yarışırken 40 Wall Street’in sahipleri inşaat aşamasında bile ek kat izinleri almayı becermişlerdi. Buna rağmen, Chyrsler’in sahipleri ve mimarları kurnaz bir manevrayla inşaat iskeleleri içinde gizlice inşa ettikleri 38m yüksekliğindeki paslanmaz çelik kuleyi son dakikada ortaya çıkartıp 90 dakika içinde son kata eklediklerinde, 40 Wall Street binası yarışı kaybetti. Her ne kadar iskan edilebilir son katın bina yüksekliği olarak öçülmesi gerektiğini belirtip itiraz edilse de, Chyrsler binası, bir yıldan az bir süre için bu ünvanını korudu. O günden bugüne dek en yüksek bina yarışı hız kesmeden devam etmekte ve bina yükseklikleri verilirken de anten yükeksikliği ve son kat yüksekliği ayrı olarak belirtilmekte.

Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan İstanbul Sapphire gökdeleni sadece İstanbul’un değil, Avrupa’nın da şu anda en yüksek gökdeleni ünvanına sahip. Yerden 236 metre yüksekliklte herkesin erişebileceği bir seyir terası planlanmış. Boğaz köprülerinin İstanbul’a belki de en büyük faydası, İstanbulun büyük bir kısmını bir bütün olarak uzaktan görmemizi sağlamak olmuştur. Aynı şekilde İstanbul Sapphire’in de yüksekliği ile İstanbul’u algılamamıza ve anlamıza katkısı büyük olacaktır. Kuzeydeki ormanlardan Adalara dek çok geniş bir coğrafyayı bir noktadan görebilmek çok heyecan verici. Bü yüzden bina sahiplerinin en üst katı herkesin erişimine açma kararları takdir edilmesi gerekir.


Devam | Continue


06. 03. 2011 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Mimarlığın kutsallıkla mücadelesi *

AKM

Tabanlıoğlu Mimarlık

“Atatürk Kültür Merkezi (AKM) için gerçekleştirilecek yenileme projesinden vazgeçildi. Yenileme projesi yerine binaya ‘basit onarım’ yapılacak.” Bu, yaklaşık olarak dört yıldır gündemden düşmeyen ve artık bizi hiç de şaşırtmayan AKM ile ilgili haberlerden sonuncusu. Radikal’de Cem Erciyes’in geçtiğimiz günlerde köşesinde hatırlattığı gibi, bir takım olaylardan sonra AKM tadil edilerek kapılarını gelecek senenin ortalarında açacak.

1930′larda “İstanbul kültür sarayı” fikrinin doğmasından itibaren farklı mimarların dahil olduğu, bir türlü bitirilemeyen, bittikten sonra yanan, yeniden yapılan, ismi değişen, sonra da ihmal edilen bu bina, bugünlerde tartıştığımız sadece yıkılma ve onarılma safhası ile değil, yapılış safhaları ile de modernleşme ve demokratikleşme serüvenini ani şoklarla yaşayan bir ülkenin sanata, kültüre ve özellikle de mimarlık kültürüne bakışını anlamak için çok önemli bir hatıra deposuna, bir nevi sosyolojik aynaya dönüşmüş durumda. Yaratılışında bile sorunlar yumağı olan böyle bir merkezin yenilenmesi veya onarılması sırasında da böyle gürültü çıkarması doğal algılanmalı.

Peki bu süreçte hangi kurumsal ve bireysel aktörler rollerini nasıl oynadılar? Bunu biraz inceleyelim.


Devam | Continue


20. 11. 2010 | Architecture, Text | Print |
Tags:

Page 2 of 212

Meta

Search | Ara

    Archive | Arşiv