logo

Blog

İşlevinden boşanmış yapılar

Verimliliğin kutsallaştığı bir çağda binalar da adeta bir İsviçre çakısı gibi çok işlevli artık. Ama esas işlev çoktan unutulmuş gibi. Marketlere dönen benzin istasyonlarında benzin satılmasa kimse umursamayacak nerdeyse. Motor yağları ve antifrizler, çikolata ve pelüş oyuncakların arkasında kalmış çoktan. Eczanelerin rafları ilaç değil, kepek şampuanları, selülit kremleri ve ortopedik terliklerle dolu; ilaçlar çekmecelerden veya arkadaki depodan çıkıyor. Artık sinemada film izlemek için önce x-ray kapısından ötmeden geçmeniz gerek. Sonrasında haftalık erzakları ile dolu süpermarket arabaların
Devamı (More) →

Acaba Köprü Düşünür mü?

«Hemen adı geçen suyun üstüne bir güzel köprünün yapımına başladım. 10 günde yüksek bir köprü yaptım. İslam ordusu ile bütün canlıların şahı, sevinçle geçtiler. » (Mimar Sinan, Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Ebniye) “Sanat yapısı” denince aklınıza ne geliyor? Normalde “sanat eseri” denmesine alışmış kulaklarımız, eser kelimesi yapı ile yer değiştirince biraz tırmalanıyor herhalde. Oysa inşaat mühendisliği terminolojisinde köprüler, alt ve üst geçitler, kanallar, viyadükler, tüneller hatta istinat duvarları, kısaca doğayı değiştirip insanların hizmetine sunmaya yarayan her türlü
Devamı (More) →

Zorlu Center: Süslü Frankenstein

  Türkiye ’nin en büyük binası açıldığında, yeni göreceğimiz markalar, trafiği nasıl tıkayacağı ve daha açılmamış Apple mağazası mimari niteliklerinden daha çok konuşuldu. Buna ek olarak nasıl olup da 235 bin m2 hakkı varken 600 küsur bin m2 inşaat yapılabildiği çok tartışıldı. Bunu soranların brüt ve net alan farkını bilmiyor olması doğal. Lakin, sanki hiçbirimiz balkonumuzu kapatan; kat bahçesini veya çatı katını daireye nasıl katarız diye pazarlık eden bir toplumun bireyleri değilmişiz gibi Zorlu Center’ın kaçak metrekarelerini saymaya başladık. Bu konuda günahsız olan ilk taşı atsın d
Devamı (More) →

Kirli Kent

Kentlerin büyüyüp gelişmesinde baş aktör olan, kucak açılan ve ekmeği yenen endüstri alanları, bir süre sonra ortadan kaldırılması gereken paslı bir hurda yığınları, temizlenmesi şart kirli bölgeler olarak görülür. Tüm dünyadaki gibi İstanbul’da da benzer bir dönüşüm yaşandı ve yaşanıyor: Küçük veya orta ölçekli üretimlerin yapıldığı az katlı endüstriyel bölgeler “rezidans”ların, alışveriş merkezlerinin gözünü diktiği alanlar oldu. Atölyeler kent dışındaki organize sanayi bölgelerine itildi. Küçük işletmeler büyümeye zorlandı. İstanbul’da da hatırı sayılı miktarda bulunan küçük ve orta ölçekli
Devamı (More) →

“Ortak alanları halk nasıl isterse öyle kullanır.”

NOTOS: Gezi Parkı niçin birdenbire bu kadar büyük bir direnişe ve toplumsal bir patlamaya neden oldu? Önemi neydi? Ömer Kanıpak: Gezi Parkı’nın yerine ne için kullanılacağı bilinmeyen bir bina yapmaya çalışmak, iktidarın gündelik hayatı kontrol etme baskısı sonucu toplumda biriken tepkinin patlamasına yol açan bir kıvılcım oldu. Bir başbakanın seçilmiş bir belediye başkanını gölgede bırakıp Ankara’dan İstanbul’un fiziki mekânlarına müdahalede bulunmaya çalışması demokratik geleneklere uymadığı gibi İstanbullular için de kaygı verici sonuçlar doğuruyordu. Devlet son on yılda ne yazık ki, ekonom
Devamı (More) →

Duran insanlar için mimarlık

  Gezi olayları sırasında mizahın ve keskin zekânın önünde en güçlü TOMA ’ların, en şiddetli gaz bulutlarının nasıl da ufalıp yok olduğunu gördük. Her türlü sindirme hareketine orantısız bir zekâyla karşılık verilirken klişelerin dışında üretilen sloganlar ve protesto şekilleri karşısında statükocu muhafazakâr iktidar ne yapacağını bilemedi. Bunlardan belki de en çarpıcı olan, ‘duran adam’ protestosu idi. Tüketim baskısı altındaki kentin sürekli devinim halindeki hızlı gündelik yaşantısında sadece durmanın ne kadar güçlü bir söylem ve pozisyon olabileceğini sessizce ispatlarken her duran
Devamı (More) →

Bir Devrimin Mimari Şifreleri

20 gündür ülkenin durmasına, borsanın son on yılın en hızlı düşüşüne, turizm rezervasyonlarının gerilemesine, konser ve kongrelerin iptal edilmesine neden olan Gezi Parkı direnişi bu ülkenin son on yılda yaşadığı en önemli kırılma, sadece siyasi açıdan değil, sosyal açıdan da bir devrim oldu. Genç nüfusun apolitik değil tam tersine sağduyulu bir politik bilinci olduğunu öğrendik. Devlet korkusunun ve toplumu kompartmanlara ayıran önyargıların duvarları yıkıldı. Hiç bir şey değişmese bile bu ikisi yeter. Bu nesil Taksim’i kaybetse bile kendine yeni bir Taksim rahatlıkla yaratır. Bu hareke
Devamı (More) →

Mutluluk Fabrikaları: Umut Tarlaları

25 Kasım’da Saitali’nin Gtalk’tan “önümüzdeki haftalarda yoğun musun, seni de sergi projesinde görmek istiyorum” demesiyle başlayan bir süreç oldu bu. Saitali ve Pelin’in “alışveriş merkezleri” üzerine bir sergi için koşturduğunu duymuş olsam da, açıkçası serginin tam olarak içeriğinden ve kimlerin katıldığından haberim yoktu. Dahası serginin açılmasına çok az kalmışken Saitali’yi rahatlatmak adına “tamam” demiştim bir kere ama benden ne beklendiğini de tam bilmiyordum. Öğrenmem bir hafta kadar sonra oldu. Anladığım kadarıyal sona kaldığım için pek kimsenin itibar etmediği, biraz da sevimsiz d
Devamı (More) →

AKM’ye daha fazlası gerek

AKM bir niyet olarak ortaya çıktığından beri bir mimarlık ürününden çok, bir ideolojinin aleti oldu. Tasarım ve yapım hikâyesi de pek pürüzsüz geçmedi. Auguste Perret, Feridun Kip, Rükneddin Güney ve en sonunda Hayati Tabanlıoğlu gibi isimlerin parça parça tasarlayıp bitirdiği, açıldıktan hemen sonra yangınla harap olup yeniden yapılan 1950’lerin modernist çizgilerine sahip bu yapının yapım öyküsü çoğu kez mimari niteliklerinin önüne geçmekte. İdeolojik çekişmelerin kutsal nesnesi haline getirilen ve mimari açıdan hak ettiği ilgiden daha fazlasını çeken AKM bugüne kadar tek bir yapı için yapıl
Devamı (More) →

Can Çinici ile dini yapılar üzerine

Eskiden ruhban sınıfı mimarlığın en büyük işvereni iken simdi şirketler bu sınıfın yerini aldı. İbadet yapılarının mimarlıkla ilişkisi hakkında ne söylemek istersiniz? Şu an nasıl bir süreçten geçiyoruz? Mimarlık uğraşısının ele aldığı konuya mesafesini yitirmemesi gerekiyor. Konu ‘din’ olunca ‘mimarlık’ sanki her zaman olduğundan daha başka ve belki de daha ayrıcalıklı biçimde yapılmalıymış gibi genel bir kanıya hiç katılmadığımı söylemeliyim. Aşırı angajmanlar (duygusal veya ideolojik) mimarlık faaliyetinin sağlıklı işlemesini her zaman engellemiş, tasarım sürecinin kısa düşmesine sebep olmu
Devamı (More) →