logo

Blog

Taksim’in fişini çekecek proje *

(Bu yazıyı okurken İstiklal Caddesi’nde bir araca yol vermek zorunda kalmadan en son ne zaman yürüdüğünüzü düşünmenizi rica edeceğim.) Taksim’i yayalaştırma AKP’nin bir iddiası iken bugün gerçekleştirilmeye biraz daha yakın bir fikir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde onaylanan proje geçen günlerde ‘koruma kurulu’nda da onaylandı. Kulağa iyi bir şey gibi gelse de tam tersine bu feci bir gelişme. Öncelikle ülkenin en gözde kentinin en önemli meydanının Ankara güdümlü bir fikirle, tartışılmasına bile fırsat vermeden apar topar değiştirilmeye çalışılmasının, Türkiye’nin zaten bir süredir unuttuğ
Devamı (More) →

Örnek restorasyon

Salt Beyoğlu ’nun büyük kardeşi Salt Galata, Karaköy’deki eski Osmanlı Bankası binasında sonunda açıldı. Beyoğlu’ndaki yapıda olduğu gibi bu binada da genel tasarım kararları Han Tümertekin tarafından alındı ve mimar Zehra Uçar’ın titiz koordinasyonuyla hayata geçirildi. Han Tümertekin’in ‘ne eksik ne de fazla’ tasarım anlayışı bu yapıda da izlerini gösteriyor. Bu tip tarihi öneme sahip büyük yapılarda zamanın ruhunu korurken yeni işlevleri görsel olarak ayrı tutabilmek ve aynı anda fonksiyonel ihtiyaçlara cevap verecek şekilde mimari planlama yapmak sanılandan daha zor bir çaba. Salt ekibi il
Devamı (More) →

Çağdaş (!) Kervansaray *

İstanbul’un en eski otellerinden biri olan Divan Oteli geçtiğimizgünlerde yenilenerek açıldı. Gazetelerin magazin eklerinde sözü edilse de mimarlık yayınlarının pek ilgisini çekmedi bu açılış. 1950’lerde İstanbul entellektüellerinin ve sosyetesinin uğrak noktası haline gelen Divan Oteli’nin toplumsal hafızadaki yeri, mekansal özelliklerinden daha önemlidir aslında. Otelin, özellikle de barı ve pastanesinin yarım asırda yarattığı etki hala anılmasına rağmen bu ortamı doğuran mekanlar hep değiştiler. 1950’lerde Vehbi Koç’un kısa süreli konaklama ihtiyaçları için basit bir misafirhane niyet
Devamı (More) →

Dostlar yarışmada görsün

2004 yılında İstanbul Belediye başkanı olarak seçilen Kadir Topbaş’ın mimar olması özellikle meslektaşları arasında kent için bazı şeylerin düzelebileceğine dair ümitler doğurmuştu. Topbaş’ın yönetimi ile kentteki büyük projelerin mimari ve kentsel tasarımı konusunda daha nitelikli çözümler geliştirileceği ve bunlar için yarışmalar açacağı bekleniyordu. Ancak Ankara’nın gölgesinden bir türlü kurtulamayan İstanbul’da, mimar ve plancıların büyük kesimi artık Topbaş’tan yana pek de ümitli değil. Topbaş yönetiminin kurduğu İMP ile en azından bazı büyük projeleri yarışma yolu ile elde etmeye çalışm
Devamı (More) →

Taksim’in fişini çekecek proje

Taksim’i olduğu gibi yayalaştırma ve yolları yer altına alma projesi belediye meclisinde 15 Eylül 2011’de onaylanmış. Belediye onayladığı projeyi doğru düzgün bir şekilde göstermek yerine basın bültenlerine sıkıştırdığı bir kaç cümle ve uyduruk bir animasyon ile bu önemli değişimi anlattığı için ileride nasıl bir Taksim’in bizi beklediğini ancak mimar ve plancılar çözebilir herhalde. Gündelik basına popüler bir dille “Taksim artık yayaların” gibi destekleyici bir mesajla yansıyan bu proje aslında Taksim’i kentsel bir çöle dönüştüreceğinin haberi. Belediye’de bu kararı ortaya atıp onaylayanları
Devamı (More) →

İyi tasarlanmış bir ‘yer’ *

Bazı binalar, nedenlerini açıklayamasanız da size kendinizi iyi hissettirir; orada bulunduğunuzda tarif edemediğiniz bir rahatlığa kapılırsınız. Sadece mimari jargonla ve akademik terimlerle ifade edilemeyecek bir beceriyle çizilmiş bu yapıların tasarımında analitik yeteneklerin yanı sıra içgüdülerin de rol aldığını görürüz. Çoğu kez İskandinav mimarlar bu tip ‘yerler’ yaratmayı iyi becerirler. Elbette, tarifsiz güzellikteki doğal çevrelerinin de bu beceriye katkısı olduğunu kabullenmek lazım. Bu tip yapıların hayranlık uyandırıcı fotoğraflarını çekmek de zordur. Bir iki bakış açısına sıkışıp
Devamı (More) →

Trump Tower İstanbul *

Ortasından geçen devasa viyadüğün ikiye ayırdığı Mecidiyeköy, 1950’lerden itibaren apartmanların ofislere dönüştürülmesinden sonra yeni bir değişime daha gebe. Bu sefer yükselen emlak değerlerinin zorunlu kıldığı biraz da yıpranmış yapıların deprem tehlikesiyle yenilenme bahanesi ile bu aks üzerindeki yapılar, birleşerek daha iri kütleli ofis ve konut bloklarına dönüşecek. Maksimum döşeme alanı yaratmak üzere kurulu imar kurallarımızın bir sonucu olarak araları daha seyrek olsa bile bu aksın iki yanında çok daha yüksek binalar görmeye başlayacağız. Bu dönüşümün hem iyi hem de kötü etkileri ola
Devamı (More) →

Klişeleri değiştiren okul *

İstanbul Ataşehir’deki geleceğin finans merkezinin tam ortasında sıradışı bir lise binası olduğunu pek az kişi bilir. Arazinin içinde neredeyse yok olması için tasarlanmış bu özel yapı aynı anda iki üç klişeyi birden yıkan, Ataşehir’in yüksek blokları arasında huzurlu bir vaha ortamı yaratmış, özel bir mimarlık eseri aslında. Bilindiği gibi Türkiye’de kamu yapılarının mimarisinde tip proje uygulaması sürdürülüyor. AKP hükümeti iktidarından sonra ise, Milli Eğitim Bakanlığı 2005 yılından beri tip okul projelerine yeni kriterler getirdi. Bakanlık okulların ‘milli ve geleneksel mimari(!)’ öğeleri
Devamı (More) →

Murat Tabanlıoğlu ile söyleşi *

Son yıllarda çok sayıda ödül aldınız ve en son RIBA’nın en prestijli ödüllerinden birini kazandınız. Mimarlık ödülleri hakkınde ne düşünüyorsunuz? Son zamanlarda bir ödül furyası var. Bunların bir kısmı ticari gayrimenkul ödülleri. Daha çok işverenler meraklı bunlara ama mimari açıdan çok da önemli ödüller değil bizim için. Mimari anlamda elbette Pritzker ödülü, Mies ödülleri, Ağa Han ödülleri çok daha önemli bizce. Son yıllarda parlamaya başlayan Barcelona’da düzenlenen WAF (Dünya Mimarlık Festivali) ödülleri de önemli bence. Yeni kazandığımız bu RIBA ödülünü de önemsiyorum çünkü Londra’nın t
Devamı (More) →

“Çirkinliğe” övgü *

Bu zor bir yazı olacak. Çünkü kanımca büyük bir çoğunluğun çirkin bulduğu bir binayı mimari açıdan savunacağım. İstiklal Caddesi üzerinde bir röper oluşturmuş, yüksekliği ile tepki çeken, kimilerince de oldukça sevimsiz bulunan, yine de altından geçerken oluşturduğu korunaklı geçişe minnettar kaldığımız Odakule’nin mimari açıdan neden önemli olduğunu ve bugün bile bize neler söyleyebildiğine dikkat çekmek istiyorum. Bu arsa üzerinde yer alan Bon Marche mağazasının yerine inşa edilen Karlman Pasajı varlık vergisi yüzünden 1940’larda kapandıktan sonra burayı satın alan İstanbul Sanayi Odası tara
Devamı (More) →