logo

Blog

İstanbul’u Deşifre Etmek

Uzun yıllar yaşadığınız bir kenti değerlendirmek zordur. Onu güzel veya çirkin yapan tüm detaylara alışmış olursunuz. O devasa organik mekanizmanın bir sakini olarak, nelerin iyi işlemediğini bildiğiniz gibi ona şahsiyet kazandıran tüm karakteristik özelliklerinin de farkındasınızdır. Dünyadaki mega kentler liginin bir üyesi olarak İstanbul, Avrupa ve Ortadoğu’nun iş, ulaşım, kültür ve turistik merkezlerinden biri olarak kabul edilmekte. Diğer mega kentler gibi İstanbul’un da gerçek nüfusu kesin olarak hesaplanamıyor. Resmi rakamlar bile 40 Avrupa ülkesinden daha kalabalık olan bu
Devamı (More) →

Vahşi Doğa, Uysal Beton *

Yokohama’da yaşayan 38 yaşındaki bir ev kadını olan Eriko, bir kaç dakikada bir gelen hapşırma seansları sırasında “Neredeyse deliye döneceğim, gözlerim, boğazım hatta kulaklarım bile kaşınıyor” darken maskesini düzeltmeye çalışıyordu.[i] Sokakta, markette, metroda dolaşırken görüntülenen pek çok Japon vatandaşının yüzlerindeki maskeleri, şehirlerdeki hava kirliliğine karşı bir önlem olarak düşünürüz. Oysa neredeyse her beş Japon’dan birinin kullanmak zorunda kaldığı bu maskelerin çok masum bir sorumlusu var; bu da hava kirliliği değil. İkinci dünya savaşının sona ermesinden hemen sonra Japon
Devamı (More) →

Sessiz Bir Çarpışma

santralistanbul’u ilk kez İstanbul Mimarlık Bienali’ne İstanbul’da uygun bir yer ararken Eylem Ertürk ile birlikte ziyaret etmiştik. O zamanlar sadece Santral diye anılıyordu ve tam anlamı ile şantiye bile sayılamayacak bir safhadaydı. Ayağımızda büyük sarı çizmeler ve başımızda baretlerle proje yöneticisi Akın Barlas ile girebildiğimiz tüm büyük hacimlere girip çıkmıştık. Güvercin pisliklerinden ve yılların birikimi olan çamur ve pastan içerideki makineler zar zor görünüyordu. Bu makinelere birer çatı olması için yapılan iddiasız, ancak iddiasız olduğu kadar da etkileyici bu terk edilmiş meka
Devamı (More) →

Mimarlık Ortamında Kamusal Bulanıklık

Kamusal alan, kamusal mekan, bu mekanların üretiminde güdülen ideoloji, başta mimarlar olmak üzere herkesin imar faaliyetleri ve mimarlık üzerindeki kafa karışıklığı, kısaca kamusal bir kakofoniden söz etmek mümkün bu aralar. “Kamusal Alan” kavramı Türkiye’de gündelik konuşma dilimize yerleşeli çok olmadı, en fazla on yıllık geçmişi vardır. Genellikle Türkçe’de birbirleri yerine kullanılmaya meyilli olduğumuz kamusal alan ve kamusal mekan terimleri aslında özünde Habermas’ın İngilizceye Public Sphere olarak çevrilen Öffentlichkeit kavramı ile ilişkilidir. Türkçe’de ise ‘Kamu’ kelimesi genelde
Devamı (More) →

Sarkaç Ev

Bir ailenin kısa dönem tatilleri ve haftasonu kalışları için tasarlanan SM evi, Asos’un yakınlarındaki köylerin birinde, dik bir yamaca bakan yolun hemen kenarındaki uzun bir arsaya yerleştirilmiş. Ege’nin muhteşem manzarasına odaklanan bu ev, İstanbullu bir ailenin kimi zaman huzur, kimi zaman dostları ile eğlenebileceği basit ama kullanışlı bir ev ihtiyacı ile Mimarlar Tasarım’a başvurmaları sonucunda ortaya çıkmış. Kendi basit barınma ve yaşama ihtiyaçlarının yanısıra evlerinin konforunu zaman zaman ağırlayacakları ziyaretçileri ile paylaşma isteği dışında fazla bir talepleri olmasa da, ger
Devamı (More) →

Mimarlık Fakültelerine İhtiyaç Var mı?

Geçen gün ilginç bir şey öğrendim. Dünyanın en eski üniversitesi MÖ 425 yılında İmparator Theodosius II tarafından temelleri atılan, ama ondan yaklaşık 450 yıl sonra, Bizans imparatoru III.Michail’in yerine yönetimde olan Bardas tarafından yeniden yapılandıran Konstantinapolis Üniversitesi imiş. Tabi ki üniversitenin tanımı farklılıklar taşıdığı için, dünyanın en eski üniversitesi için çeşitli karşı iddialar da var. Ne var ki, yönetimde özerkliğe sahip, araştırma-geliştirme misyonu üstlenmiş ve akademik olarak bağımsız bir kurum olan üniversite tanımının ilk örneğinin, Magnaura Üniversitesi ol
Devamı (More) →

Geleneksel Türk Trafoları

1930’ların Almanyası’nda idealize edilmiş Neo-klasik yapılar, politik bir araç olarak kullanılıyordu. Hiç bir zaman Roma İmparatorluğu veya Antik Yunan Medeniyeti ile organik bir ilişkisi olmamasına rağmen, bu iki medeniyetin kalıntılarından esinlenen devasa anıtsal yapılar ve aksiyal düzendeki şehir planları Almanya’nın destansı bir geçmiş yaratma ve bunu taşa dönüştürme çabaları idi. O dönemin Almanyası mimarlık ve kültür üretimi açısından tam bir çelişkiler yumağı idi. Bir yanda hiç varolmamış bir efsanenin eserlerini ve o medeniyeti baştan yaratma çabası varken, bir yanda da romantik ulusa
Devamı (More) →

Uluslararası Olma Motivasyonu

Türkiye’deki mimarlık üretiminin ve müellif mimarların çeşitli ortamlarda zaman zaman uluslararası meslektaşları ile ve onların ürettikleri ile kıyaslandığını görüyoruz. Çoğu zaman da bu kıyaslamayı mimar adaylarının veya mesleğe yeni adımını atmış genç mimarların farklı ortamlardaki tepkilerinden algılıyoruz. Arkitera Forum’da da zaman zaman bu çerçevede konular açılıp tartışmalar sürüyor. “Neden Türkiye’den dünya çapında bir mimar çıkmıyor?” veya “Sizce Türkiye’deki en Star(!) mimar kim?” gibi kuru rekabet ve karşılaştırma seviyesinden öteye geçmeyen tartışmaların altında çok daha farklı bir
Devamı (More) →

Paulo Mendes da Rocha ile söyleşi

Şevin Yıldız: Projelerinizde genelde farklı mimarlık ofisleriyle işbirliği yapıyorsunuz. Her projenizin ekibi farklı. İşleve bağlı olarak dört ayrı ofis var. Bu seçimleri nasıl yapıyorsunuz? Paulo Mendes da Rocha: Ben bunu planlayarak yapmıyorum. İşin bu şekilde yürümesi adım adım gerçekleşti. Ve artık bu safhada iş sadece eski öğrencilerle çalışmaktan çıkıp, onlarla kontratlı çalışmaya dönüştü. Ne zaman yeni bir proje alsam, onlara birlikte çalışmamızı teklif ederim. Sorunuza dönersek, bu seçim programa veya işleve bağlı değil. O proje esnasında kim müsaitse ona bağlı. Ofisimde ise otuz yıldı
Devamı (More) →

İstanbul’u hayaller yönetiyor!

Gazetelerde ve onların yansıması olarak Arkitera.com’dan takip ettiğiniz kadarı ile İstanbul’un “mega” sınırını da aşmış bir takım imar faaliyetlerine gebe olduğunu öğreniyoruz. Bunların hepsinin gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu da dikkate alarak, sadece bir ikisinin bile hayatımıza girmesi ile İstanbul’da yaşayan insanları oldukça fazla etkileyeceği aşikar. Geçtiğimiz günlerde Sabah’ta yayınlanan bir habere göre Başbakanın da himayesi ile Beylikdüzü’nde 17 ayrı okulu barındıracak bir eğitim vadisi projesinden yeni haberimiz oldu. 70 milyonluk nüfusunun çok büyük bir kısmını gençleri
Devamı (More) →