Eski Yazılar

Şehirde Yatmak

Evrimin en önemli aşamalarından biri olan iki ayaküstünde yürümenin yanı sıra insanın en temel iki hareketi oturmak ve yatmak. Hayatımızın büyük bir kısmını yatarak ve oturarak, az bir kısmını da ayakta durarak ya da yürüyerek geçirmekteyiz. İnsan yavrusu doğumundan uzunca bir süre ve epey yattıktan sonra oturmaya geçebiliyor. Yürümeye başlaması başlı başına bir eşik. Belki de yürümeye verilen bu ihtimam yüzünden yatma eylemi epey sıradanlaşmış, üzerinde pek düşünülmeyen, sadece uykuyla ilişkilendirilmiş bir pozisyon. Bu yüzden gündelik hayatta yatak odaları dışında yatan insanlar görmek garip karşılanır. Oysa insanın en masum hali yatıp uyuduğu anlar olmalı. Gözler kapandığında maskeler düşer, kalkanlar iner. … Read more

Minibüslü Kentler, Biberli Öğrenciler, Öylesine Üniversiteler

20 yaşında genç bir kadın olan üniversite öğrencisi Özgecan Aslan, 11 Şubat 2015’te Mersin’de vahşice öldürüldü. Her gün en az bir kadının şiddet gördüğü, kocası veya akrabası tarafından öldürüldüğü Türkiye’de, neredeyse kanıksanmış kadın cinayetlerine bir yenisi daha eklendi. Ama gözü dönmüş sapık ve canilerin her gün bindiğimiz minibüs veya taksi şoförü olabileceğini hatırlattığı için bu olay biraz daha dikkat çekti. Ne yazık ki bu da bir kaç gün sonra unutulacak, istatistiklere bir rakam olarak eklenecek. Çünkü devletin, kadına bakışı belli ve erkek terörü sorununu çözmeye niyeti yok. “Kız mıdır, kadın mıdır bilemem”, “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”, “Kadınlar iş aradığı için … Read more

Betonperverlik *

Toshio Shibata, büyük ölçekli altyapı projelerinin fotoğraflarını çeken , 65 yaşında bir fotoğraf sanatçısı. Doğal peyzajın içinde yer alan mühendislik yapılarına objektifini çeviren Shibata’nın fotoğraflarında Japonya’nın erozyon kontrol yapıları, barajları, viyadükleri, köprüleri ve ıslah edilmiş nehirleri var. Japonya’daki doğal çevrenin içinde betondan yapılmış bu strüktürlerin kontrastını olağanüstü güzellikte aktarabilen fotoğrafçı “Peyzaja natürmort gibi yaklaşmayı tercih ediyorum, önümdeki manzarayı sanki avucuma alıp inceliyorum. Bu nedenle peyzaj fotoğrafı klişesinden kaçınmak için fotoğraflarımda hiç bir zaman gökyüzünü göstermiyorum.” Diyor. Kimsenin peyzaj fotoğraflarında yer vermek istemediği mühendislik yapılarını, altyapı strüktürlerini bilhassa konu ederek yeni bir bakış açısı yaratmış Schibata, Türkiye’ye hiç uğramamış olsa da … Read more

Katil Parklar *

Başta Rotterdam olmak üzere şehirlerinin çoğunun bombalanıp yağmalandığı Hollanda’da, ekonomik sıkıntılar ve yokluklar halen devam etse de İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde yeniden inşa ve iyileştirme projeleri hızla hayata geçirilmeye başlamıştı. Bu projelerden biri savaş sonrası doğan neslin ve belki de tüm ulusun geleceğini etkileyecek mütevazi ama oldukça tesirli olan çocuk oyun alanları projesi idi. Konut kıtlığı ve yetersiz altyapının yanı sıra savaş sonrası gelen psikolojik ferahlama ile hızla artan çocuk nüfusu için Hollanda şehirlerinde ne evlerde ne de dışarıda oynayacak hiç yer yoktu. Amsterdam Belediyesi’nde çalışan 28 yaşındaki mimar Aldo Van Eyck’a 1947 yılında bu sorunu çözme görevi verilir. … Read more

Mimarlar için iş geliştirmede yaratıcılık *

Her sene Pritzker Ödülleri’nin aday gösterme süreci başladığında dünyadaki bilindik mimarların son zamanlarda neler yaptığını gözden geçirmek için iyi bir fırsat doğuyor. Bu süreçte başvurduğum Alman mimarlık sitesi BAUNETZ’in dünya mimarlık ofisleri listesi iyi bir kaynak. Mimarlık dünyasının Billboard’u sayılabilecek bu listedeki ofisler, nitelikli uluslararası dergilerde yayınlanma oranlarına göre sürekli yer değiştirmekte. Mimarlığı layığı ile değerlendirmek için medyada görünürlüğe dayalı bu liste elbette yeterli değil ama başlamak için iyi bir nokta. Tahmin edersiniz ki yıldız mimarlık ofisleri yıllardır bu listenin en üst sıralarında. Herzog de Meuron, Zaha Hadid, Foster and Partners gibi mamut ofislerin yanı sıra ilk yüze giren daha … Read more

Endüstriyel Tasarımda Boşluklar *

Finlandiya Büyükelçiliğinin davetlisi olarak geçtiğimiz ay başında Helsinki Tasarım Haftası etkinliği için kuzeyin muhteşem coğrafyasının huzurlu şehrini bir kez daha ziyaret etme şansım oldu. Açıkçası daha önce İstanbul ve başka kentlerdeki “tasarım haftaları” genellikle irili ufaklı hayal kırıklıkları yarattığı için, Helsinki’ye de giderken beklentilerimi fazla yüksek tutmamaya çalıştım. Tasarım çok genel bir terim ve bu parantez içine her tür ürün, hizmet ve etkinliği doldurmak mümkün. Ancak 10. yılını bu sene kutlayan Helsinki Tasarım Haftası bu endişeleri bırakabileceğiniz olgunluğa gelmiş, 100’den fazla farklı kurum ile birlikte düzenlenen 150’den fazla etkinliği ile sizi hem görsel hem de akademik olarak tatmin edecek bir … Read more

Yeni Başbakanlık Sarayı ve Giydirilmiş Sandalyeler

Bildiğimiz gibi şu sıralar başbakan Erdoğan’ın “Yaptığımız hukuksuz bir şey yok, güçleri yetiyorsa yıksınlar. Başbakanlık binasının yapımı ile ilgili bir sıkıntı söz konusu değil, inşallah Nisan, Mayıs gibi açılışını yapacağız” diyerek meydan okuduğu mahkeme kararına rağmen Atatürk Orman Çiftliği içindeki Başbakanlık Hizmet Binası inşa edilmekte. Atatürk Orman Çiftliği’nde yükselen yeni Başbakanlık Binası ile ilgili Mimarlar Odası Başkanı Tezcan Karakuş Candan fotoğraflar üzerinden mimari değerlendirmelerde bulunarak şunları belirtmiş: “Bu tür binalar baskıcı rejimlerde inşa edilir, insanın üstüne üstüne gelen yapılar hep faşizm dönemlerinde yapılmıştır. Bütün kolonlar çelik konstrüksiyon üzerine yeşil granit kaplama yapılmış. Bu granitler işlemesiz durumda 1 m² maliyeti 200 … Read more

Bienalin Sonuna mı Geldik?

Ortaçağ ve Rönesans döneminde en parlak zamanını yaşayan, Bizans’ın başkenti Constantinople tarafından gümrük ve ticaret anlaşması yapılmış fakat İstanbul’un fethinden sonra itibarını ve gücünü giderek kaybeden Venedik, bundan 119 yıl önce, 1895’te düzenlenmeye başlayan çağdaş sanat bienali ile unutulmuş itibarını en azından turizm ve kültür dünyasında geri kazanmaya ve pasını üstünden atmaya başlamıştı. 1930’ların faşist yönetimi altında sanat bienali, müzik, sinema ve tiyatro alanında kardeş bienallerin doğurdu. İkinci dünya savaşı nedeni ile 6 yıllık bir kesinti yaşadıktan sonra 1948 yılında bienaller uluslararası sanat ve kültür dünyasının en önemli etkinlikleri olmaya devam etti. Lakin mimarlık bu uluslararası etkinlikte kendine çok sonraları … Read more

Tarihin ihmal edilen kardeşi

Tarih son on, on beş yılda ne kadar ilgi çeken bir bilim alanı haline geldi, farkında mısınız? Popüler kültür artık en çok tarihi diziler ve filmlerle beslenmekte. En çok satan kitaplar arasında her zaman bir iki tarih kitabı bulunmakta. Televizyonlarda hoş sohbet tarihçilerle yapılan konuşma programları gece yarılarına dek uzayabiliyor; gazetelerde tarih için hafta sonları sayfalar ayrılıyor.  Tarih dergileri gazete bayilerinde ön sıralarda hep. Oysa tarih biliminin ayrılmaz kardeşi coğrafya hep üvey evlat muamelesi görmekte. Çoğunluk için coğrafya ortaokul ve lisede geçilmesi gereken belalı bir dersten öte anlam taşımaz. Mezuniyetle birlikte öğrenilenler unutulur gider, atlaslar sahaflara satılır ve benzinciden alınan … Read more

Türk tipi Kawaii

Kullandığımız 0.5, 0.7 diye anılan, insanı kalem sivriltme derdinden kurtaran mekanik kurşun kalemlerin bir ülkenin estetik algısının değişmesinde büyük rolü olduğunu biliyor muydunuz? İlk patenti 1822’de İngiltere’de alınmış olsa da ticari olarak başarılı ilk mekanik kurşun kalem Japonya’da 1915’te kurulan Sharp firması tarafından üretilmişti. Lakin ince kurşun uçların üretimindeki sıkıntı 1970’lere kadar çözülemedi. Polimer ile daha az kırılgan uçlar üretmeyi beceren Pentel firması sayesinde önce 0.9’lar, ardından 0.7 ve 0.5’ler başta Japonlar sonra da tüm dünyadaki eli kalem tutanların gözdesi oldu. 1980’lere geldiğimizde gerek mekanik kurşun kalemler gerekse uçları çok ucuza tüm dünyadaki okul ve ofislerde idi. Peki kurşun kalem … Read more

İşlevinden boşanmış yapılar

Verimliliğin kutsallaştığı bir çağda binalar da adeta bir İsviçre çakısı gibi çok işlevli artık. Ama esas işlev çoktan unutulmuş gibi. Marketlere dönen benzin istasyonlarında benzin satılmasa kimse umursamayacak nerdeyse. Motor yağları ve antifrizler, çikolata ve pelüş oyuncakların arkasında kalmış çoktan. Eczanelerin rafları ilaç değil, kepek şampuanları, selülit kremleri ve ortopedik terliklerle dolu; ilaçlar çekmecelerden veya arkadaki depodan çıkıyor. Artık sinemada film izlemek için önce x-ray kapısından ötmeden geçmeniz gerek. Sonrasında haftalık erzakları ile dolu süpermarket arabalarına yaslanmış bezgin anne babaların ve jetonla çalışan fiberglas atların üstünde sallanan çocuklarının arasından ustaca sıyrılmanız lazım. Ardından şeker, sosis ve ucuz takılarla dolu büfelerin … Read more

Acaba Köprü Düşünür mü?

«Hemen adı geçen suyun üstüne bir güzel köprünün yapımına başladım. 10 günde yüksek bir köprü yaptım. İslam ordusu ile bütün canlıların şahı, sevinçle geçtiler. »(Mimar Sinan, Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Ebniye) “Sanat yapısı” denince aklınıza ne geliyor? Normalde “sanat eseri” denmesine alışmış kulaklarımız, eser kelimesi yapı ile yer değiştirince biraz tırmalanıyor herhalde. Oysa inşaat mühendisliği terminolojisinde köprüler, alt ve üst geçitler, kanallar, viyadükler, tüneller hatta istinat duvarları, kısaca doğayı değiştirip insanların hizmetine sunmaya yarayan her türlü teknik ürün “sanat yapısı” olarak anılıyor. Elbette bunların öncelikle işe yaraması, çok sağlam ve dayanıklı olması ama aynı zamanda doğayla uyumlu olması gerekir. Ama … Read more

Zorlu Center: Süslü Frankenstein

Türkiye ’nin en büyük binası açıldığında, yeni göreceğimiz markalar, trafiği nasıl tıkayacağı ve daha açılmamış Apple mağazası mimari niteliklerinden daha çok konuşuldu. Buna ek olarak nasıl olup da 235 bin m2 hakkı varken 600 küsur bin m2 inşaat yapılabildiği çok tartışıldı. Bunu soranların brüt ve net alan farkını bilmiyor olması doğal. Lakin, sanki hiçbirimiz balkonumuzu kapatan; kat bahçesini veya çatı katını daireye nasıl katarız diye pazarlık eden bir toplumun bireyleri değilmişiz gibi Zorlu Center’ın kaçak metrekarelerini saymaya başladık. Bu konuda günahsız olan ilk taşı atsın deyip yoğunluk meselesini bir tarafa bırakalım ve binanın verimliliğine bakalım.Fazla olduğu iddia edilen 400 küsur … Read more

Kirli Kent

Kentlerin büyüyüp gelişmesinde baş aktör olan, kucak açılan ve ekmeği yenen endüstri alanları, bir süre sonra ortadan kaldırılması gereken paslı bir hurda yığınları, temizlenmesi şart kirli bölgeler olarak görülür. Tüm dünyadaki gibi İstanbul’da da benzer bir dönüşüm yaşandı ve yaşanıyor: Küçük veya orta ölçekli üretimlerin yapıldığı az katlı endüstriyel bölgeler “rezidans”ların, alışveriş merkezlerinin gözünü diktiği alanlar oldu. Atölyeler kent dışındaki organize sanayi bölgelerine itildi. Küçük işletmeler büyümeye zorlandı. İstanbul’da da hatırı sayılı miktarda bulunan küçük ve orta ölçekli endüstriyel üretime dair tüm izler silindi, son kalanlar da silinmek üzere. Kazlıçeşme’de bir zamanlar deri fabrikaları olduğunu gösteren bir iki bacadan başka … Read more

“Ortak alanları halk nasıl isterse öyle kullanır.”

NOTOS: Gezi Parkı niçin birdenbire bu kadar büyük bir direnişe ve toplumsal bir patlamaya neden oldu? Önemi neydi? Ömer Kanıpak: Gezi Parkı’nın yerine ne için kullanılacağı bilinmeyen bir bina yapmaya çalışmak, iktidarın gündelik hayatı kontrol etme baskısı sonucu toplumda biriken tepkinin patlamasına yol açan bir kıvılcım oldu. Bir başbakanın seçilmiş bir belediye başkanını gölgede bırakıp Ankara’dan İstanbul’un fiziki mekânlarına müdahalede bulunmaya çalışması demokratik geleneklere uymadığı gibi İstanbullular için de kaygı verici sonuçlar doğuruyordu. Devlet son on yılda ne yazık ki, ekonomiyi salt inşaat sektörüne dayandırarak semiren müteahhit firmalarını sürekli besleyen bir düzen kurdu. Eğitim kalitesi, sağlık sistemindeki aksaklıklar, hukuk düzeninin … Read more

Duran insanlar için mimarlık

Gezi olayları sırasında mizahın ve keskin zekânın önünde en güçlü TOMA ’ların, en şiddetli gaz bulutlarının nasıl da ufalıp yok olduğunu gördük. Her türlü sindirme hareketine orantısız bir zekâyla karşılık verilirken klişelerin dışında üretilen sloganlar ve protesto şekilleri karşısında statükocu muhafazakâr iktidar ne yapacağını bilemedi. Bunlardan belki de en çarpıcı olan, ‘duran adam’ protestosu idi. Tüketim baskısı altındaki kentin sürekli devinim halindeki hızlı gündelik yaşantısında sadece durmanın ne kadar güçlü bir söylem ve pozisyon olabileceğini sessizce ispatlarken her duran insan bir yandan da kuvvetlice bağırıyordu, “Durun, sakin olun” diye…Duran herkes, ‘durmadan yola devam eden’, para kazanmak için dakikaları birbiri ardına yutan, … Read more

Bir Devrimin Mimari Şifreleri

20 gündür ülkenin durmasına, borsanın son on yılın en hızlı düşüşüne, turizm rezervasyonlarının gerilemesine, konser ve kongrelerin iptal edilmesine neden olan Gezi Parkı direnişi bu ülkenin son on yılda yaşadığı en önemli kırılma, sadece siyasi açıdan değil, sosyal açıdan da bir devrim oldu. Genç nüfusun apolitik değil tam tersine sağduyulu bir politik bilinci olduğunu öğrendik. Devlet korkusunun ve toplumu kompartmanlara ayıran önyargıların duvarları yıkıldı. Hiç bir şey değişmese bile bu ikisi yeter. Bu nesil Taksim’i kaybetse bile kendine yeni bir Taksim rahatlıkla yaratır. Bu hareketin sosyal, siyasi, ekonomik hatta psikolojik analizlerini şimdiden onlarca uzman yapmaya başladı. Daha uzun süre bu … Read more

Mutluluk Fabrikaları: Umut Tarlaları

25 Kasım’da Saitali’nin Gtalk’tan “önümüzdeki haftalarda yoğun musun, seni de sergi projesinde görmek istiyorum” demesiyle başlayan bir süreç oldu bu. Saitali ve Pelin’in “alışveriş merkezleri” üzerine bir sergi için koşturduğunu duymuş olsam da, açıkçası serginin tam olarak içeriğinden ve kimlerin katıldığından haberim yoktu. Dahası serginin açılmasına çok az kalmışken Saitali’yi rahatlatmak adına “tamam” demiştim bir kere ama benden ne beklendiğini de tam bilmiyordum. Öğrenmem bir hafta kadar sonra oldu. Anladığım kadarıyal sona kaldığım için pek kimsenin itibar etmediği, biraz da sevimsiz duran “Yatırım Değeri” bölümünün içeriğini hazırlamam bekleniyordu! Bu konu ile ilgili hiç bir fikrim yoktu açıkçası. Ne gayrimenkul dünyasını … Read more

AKM’ye daha fazlası gerek

AKM bir niyet olarak ortaya çıktığından beri bir mimarlık ürününden çok, bir ideolojinin aleti oldu. Tasarım ve yapım hikâyesi de pek pürüzsüz geçmedi. Auguste Perret, Feridun Kip, Rükneddin Güney ve en sonunda Hayati Tabanlıoğlu gibi isimlerin parça parça tasarlayıp bitirdiği, açıldıktan hemen sonra yangınla harap olup yeniden yapılan 1950’lerin modernist çizgilerine sahip bu yapının yapım öyküsü çoğu kez mimari niteliklerinin önüne geçmekte. İdeolojik çekişmelerin kutsal nesnesi haline getirilen ve mimari açıdan hak ettiği ilgiden daha fazlasını çeken AKM bugüne kadar tek bir yapı için yapılmış en kapsamlı serginin konusu oldu doğal olarak. Mimari açıdan oldukça uslu, aklı başında, 1950’lerin pragmatik … Read more

Can Çinici ile dini yapılar üzerine

Eskiden ruhban sınıfı mimarlığın en büyük işvereni iken simdi şirketler bu sınıfın yerini aldı. İbadet yapılarının mimarlıkla ilişkisi hakkında ne söylemek istersiniz? Şu an nasıl bir süreçten geçiyoruz?Mimarlık uğraşısının ele aldığı konuya mesafesini yitirmemesi gerekiyor. Konu ‘din’ olunca ‘mimarlık’ sanki her zaman olduğundan daha başka ve belki de daha ayrıcalıklı biçimde yapılmalıymış gibi genel bir kanıya hiç katılmadığımı söylemeliyim. Aşırı angajmanlar (duygusal veya ideolojik) mimarlık faaliyetinin sağlıklı işlemesini her zaman engellemiş, tasarım sürecinin kısa düşmesine sebep olmuştur. Seküler devlet ve ‘modernite’ söz konusu olduğunda dini yapılar sadece Türkiye ’de değil her yerde ve bütün inanç sistemlerinde bir tartışma konusu, bu … Read more

Köprü Kent

Küratörlüğünü Maurizio Bortolotti’nin üstlendiği Haliç Merkezi, Galata Rum İlköğretim Okulu ana salonunda, Adhocracy içinde özel bir proje olarak ve sergiye ilham kaynağı olan eserleriyle Yona Friedman’a saygı duruşu mahiyetinde sergilenmektedir. Fransız-Macar mimarın İstanbul şehri için ilk kurgusu olan Haliç Merkezi projesi, Friedman’ın mega şehirleri, 19. Yüzyıl ulusal kimlik ve sınır gibi kavramların ötesinde, kıtalar içindeki iletişim ağları gibi gören genel algısına nüfuz eder. Friedman’ın çalışmaları ayrılmaz şekilde iletişim ile bağlantılı olduğundan, Friedman’ın girişimiyle diyaloğa girmek için, Haliç Merkezi, Tomás Saraceno, Boğaçhan Dündaralp, Ömer Kanıpak, Cevdet Erek ve Gabriele Basilico gibi birkaç sanatçı ve mimarın davet edildikleri bir platform olarak düşünülmüştür. … Read more

Harcanan fırsatlar ülkesi!

Türkiye ’de son on yıl ‘inşaat’ kelimesinin en çok kullanıldığı bir iktidarın yönetiminde geçirildi. Gündelik ihtiyaçlar ile yakından ilgili olan belediye kökenli siyaset anlayışı, AKP yönetiminin yüksek oy oranları ile uzun süre yönetimde kalmasını sağladı. Bu süre içinde ekonomi ihraç edilebilecek ürün ve hizmetler yerine inşaat sektörüne ve kentsel toprak üretimine dayandırıldı. Orman alanlarının, kent çeperlerinin, devlet arazilerinin yeni konut alanlarına açılması ile müteahhitlik sektörü canlandı, semirdi. Aslında her ne kadar çevremize bir türlü istediğimiz gibi yansımasa da Türkiye 1950’lerden beri yoğun imar faaliyetleri ile uğraşmakta. Menderes ve Demirel hükümetlerinin yol, baraj, altyapı projeleri ile zenginleşmiş küçük mütehhit kökenli kesimini … Read more

Tabula Rasa Bayramınız Kutlu Olsun

Dünya Değerler Araştırması’na göre¹ güvensizlik ve hoşgörüsüzlük hissinin tavan yaptığı Türkiye’de vatandaşlar ve kurumlar birbirine, yöneticilerine ve dolayısı ile geleceğe güvenmiyor. Bu nedenle bu ülkede herkes salt geleceğini garanti altına almak için gayrimenkul yatırımı yapmak, bir kat daha çıkmak, tarım ve orman alanlarını imara açmak için izinler, emsal artışları, tapu tahsis belgeleri ve ruhsatlar peşinde koşuyor. Herhangi bir şehrinin üstünden uçtuğunuzda görebileceğiniz gibi, bu ülke güvensizlik ve bencillikle kodlanmış mülkiyet haklarının şekillendirdiği bir coğrafya. Herkesin kısa vadede küpü doldurma, çocuklarına miras bırakma, geleceği garantiye alma, kapital biriktirme gibi türlü nedenlerle emlak ve imar hakkı peşinde koştuğu Türkiye’de “Kentsel Dönüşüm” ya … Read more

İstanbul neden öğrenmiyor?

Dünyanın diğer köşesindeki Kolombiya’nın ikinci büyük kenti Medellin, dünyaca ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın kenti olarak bilinirdi. Uyuşturucu başkenti bu kentte her yüzbin kişiden 382’sı öldürülüyordu. Bu Birleşmiş Milletlerin tehlikeli sınır kabul ettiği rakamın yaklaşık 40 misli! İnsan kaçırma ve cinayet sıradan vakalardan olmuştu. 1993’te Escobar’ın öldürülmesi ve güvenlik güçlerinin sıkı denetimleri sonrasında işler normale dönmeye başladı. 2018 Gençlik olimpiyatlarına aday olan Medellin, 20 yıl sonra bugün kendini bir turizm destinasyonu olarak pazarlıyor. Ancak esas değişim 2003’den sonra sıradışı bir şekilde oldu. “En güzeli en fakire”Aslen matematikçi olan Sergio Fajardo 2003’te belediye başkanı seçildiğinde basit ama etkili bir politika başlattı: … Read more

Mimarlığın ‘ortak zemin’inde kriz var!

Mimarlık kültürünün olimpiyatı sayılabilecek Venedik Mimarlık Bienali’nin 13’üncüsü geçen hafta başladı. Bu seneki bienal temasını küratör David Chipperfield ‘ortak zemin’ (common ground) olarak belirlemişti. Yıldız mimarların elitist söylemlerini veya ütopyalarını sergiledikleri bir ortamdan farklı olarak fikir alışverişi, ortak zekâ ve sağduyu ile mimarlık kültürünün ortak insanlık kültürüne yapabileceği katkıların ne olduğunu sergilemeyi amaçlayan Chipperfield, ‘mimarlardan çok mimarlığın konuşulacağı’ bir etkinliğin kareografisini yapmaya çalıştı. Bunda ne kadar başarılı olduğu tartışılır, ancak bir zamanlar fazlasıyla itibar gören ‘çoğulculuk’ söyleminin yerinin ‘ortak zemin’e, ‘gelecek’ kavramının ‘hafızaya’ doğru kaymasının işaret ettiği önemli hususlar var. Farklılıkların üstünü kapatıcı tehlikeli bir söylem de olabilecek ‘ortak zemin’ … Read more

İnşaat Olimpiyatları

Bir olimpiyatların daha sonuna geldik. Açılışına katıldığı bu olimpiyatların başında Başbakan da İstanbul’un 2020 olimpiyatlarına adaylığı için kulis faaliyetleri yaparak çeşitli demeçler verdi. “Halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede bugüne kadar bir olimpiyat düzenlenmedi.” diyerek İstanbul’u aday göstermesi yeterince büyük bir gaftı. Tüm dünya uluslarını din, dil ve ırk ayrımı gözetmeden kapsayan böyle bir sportif etkinliğe din faktörünü öne sürerek aday olduğunu belirten bir ülke hakkında olimpiyat komitesi herhalde pek de iyi şeyler düşünmüyordur. Başbakan’ın olimpiyatlar hakkında ne kadar bilinçli olduğunu gösteren demeçleri bu kadarla da kalmadı. “Ekonomik olarak Avrupa ülkelerinin hepsi dökülüyor. Onların döküldüğü bir dönemde Türkiye … Read more

Devlerin arasında bir anıt!

İki yıl önce temeli atılan Ataşehir’deki “Mimar Sinan Camisi” geçtiğimiz Cuma Başbakan’ın katılımı ile açıldı. Klasik Osmanlı cami formunun günümüz inşaat teknolojisi ile üretilmesi nedeni ile mimari çevrelerde “taklit cami” olarak etiketlendirilen bu caminin her yerde görebileceğiniz diğer camilerden farkı büyük ölçeği , TOKİ sermayesi sayesinde son sürat ve nitelikli bir işçilik ile bitirilebilmiş olması ve elbette Başbakan’ın bu yapıya özel ilgi göstermesi. Bunun dışında mimari açıdan bu yapı hakkında konuşmak, replika bir Mona Lisa tablosu ya da iyi taklit edilmiş bir Rodin heykelinin değeri hakkında konuşmak kadar saçma olur. Anıtsal bir yapı amaçlanmasına rağmen hemen arkasındaki yüksek konut bloğu … Read more

Orada bir Su Medeniyetleri Müzesi var, açılmadan eskiyor!

Üçüncü köprü projesi ile belki de son demlerini yaşayan İstanbul ’un kuzeyindeki yeşil alanların ortasında, Terkos Gölü yanında bir Su Medeniyetleri Müzesi olduğunu biliyor muydunuz? Bilmenize imkân yok çünkü müze halka açık değil. Ben de 30 Haziran’da Arkitera Mimarlık Merkezi’nin Kalebodur desteğiyle düzenlediği proje müellifleriyle birlikte yapılan ARKİV gezisinde öğrendim. İstanbul’un ana su kaynaklarından biri olan Terkos Gölü’nün kenarında 1880’lerden beri önceleri buharla, daha sonraları ise elektrikle çalıştırılan pompalarla suyu şehir şebekesine pompalayan bir pompa tesisi var. Dev pompa makinelerinden ve yeraltındaki su kanallarından oluşan bu tesisteki makinelerden biri Titanik’te bulunan pompaların dünyada sayılı kalan örneklerinden biri hatta. 1980’lere dek … Read more

Boşluğun Mimarisi

Eşi görülmemiş bir hızla abartılı şehircilik projelerinin üretildiği, emsalsiz ölçekte yapıların birbiri ardına yükseldiği ancak mimarlık ve şehircilik bilgisinin bu kadar az kullanıldığı herhangi bir dönem daha olmamıştır bu ülkede herhalde. İmar kurallarının akla gelmez numaralarla esnetildiği, daha fazla metrekare üretmeye endeksli inşaat sektörünün coştuğu bugünlerde, eskiden üretilmiş nitelikli yapılara dönüp biraz bakmakta fayda var. İstanbul ’un Nişantaşı semti yoğun ticari hayatın konutlarla birlikte yaşadığı önemli bir bölge. Bitişik nizamdan oluşan yüksek yapıların daralttığı sokaklardan oluşan bu bölgede neredeyse bir vaha etkisi yaratan önemli bir yapı bulunmakta. 1985-88 arasında Şandor ve Sevinç Hadi tarafından tasarlanan bu yapının işvereni ise Milli … Read more

Topçu Kışlası’nı diriltmek ne anlama geliyor?

“Bir iş, tamamlanacağı zamanı doldurana dek uzar”. Verimlilik tartışmalarının bu ünlü deyişi, bürokrasi ve şirketlerdeki verimlilik üzerinde pek çok kitabı olan C.Northcote Parkinson’un hicivlerle dolu ünlü kitabı Parkinson Kanunu’undan. Parkinson’un aynı kitabında fazla dikkat çekmemiş mimarlıkla ilgili bir bölüm de var. Büyük şirketlerdeki verimsizlikleri ve bürokratik saçmalıkları incelerken Parkinson, şirketlerin kendilerine gösterişli müdürlük binaları yaptırdıktan kısa süre sonra güçlerini kaybettiklerini fark etmiş. Sadece şirketler değil tarihte de pek çok önemli iktidarın en güçlü zamanlarında inşa ettirdikleri haşmetli yapılar da bu iktidarların zayıfladıkların dönemin işaretleri olmuş. Örneğin, Paris’ten Versailles’e taşınan 14.Louis, inşa ettirdiği devasa sarayda hükümdarlığının en iyi yıllarını geçirmedi ve … Read more