Röportajlar

“Ortak alanları halk nasıl isterse öyle kullanır.”

NOTOS: Gezi Parkı niçin birdenbire bu kadar büyük bir direnişe ve toplumsal bir patlamaya neden oldu? Önemi neydi? Ömer Kanıpak: Gezi Parkı’nın yerine ne için kullanılacağı bilinmeyen bir bina yapmaya çalışmak, iktidarın gündelik hayatı kontrol etme baskısı sonucu toplumda biriken tepkinin patlamasına yol açan bir kıvılcım oldu. Bir başbakanın seçilmiş bir belediye başkanını gölgede bırakıp Ankara’dan İstanbul’un fiziki mekânlarına müdahalede bulunmaya çalışması demokratik geleneklere uymadığı gibi İstanbullular için de kaygı verici sonuçlar doğuruyordu. Devlet son on yılda ne yazık ki, ekonomiyi salt inşaat sektörüne dayandırarak semiren müteahhit firmalarını sürekli besleyen bir düzen kurdu. Eğitim kalitesi, sağlık sistemindeki aksaklıklar, hukuk düzeninin … Read more

Can Çinici ile dini yapılar üzerine

Eskiden ruhban sınıfı mimarlığın en büyük işvereni iken simdi şirketler bu sınıfın yerini aldı. İbadet yapılarının mimarlıkla ilişkisi hakkında ne söylemek istersiniz? Şu an nasıl bir süreçten geçiyoruz?Mimarlık uğraşısının ele aldığı konuya mesafesini yitirmemesi gerekiyor. Konu ‘din’ olunca ‘mimarlık’ sanki her zaman olduğundan daha başka ve belki de daha ayrıcalıklı biçimde yapılmalıymış gibi genel bir kanıya hiç katılmadığımı söylemeliyim. Aşırı angajmanlar (duygusal veya ideolojik) mimarlık faaliyetinin sağlıklı işlemesini her zaman engellemiş, tasarım sürecinin kısa düşmesine sebep olmuştur. Seküler devlet ve ‘modernite’ söz konusu olduğunda dini yapılar sadece Türkiye ’de değil her yerde ve bütün inanç sistemlerinde bir tartışma konusu, bu … Read more

Murat Tabanlıoğlu ile söyleşi *

Son yıllarda çok sayıda ödül aldınız ve en son RIBA’nın en prestijli ödüllerinden birini kazandınız. Mimarlık ödülleri hakkınde ne düşünüyorsunuz? Son zamanlarda bir ödül furyası var. Bunların bir kısmı ticari gayrimenkul ödülleri. Daha çok işverenler meraklı bunlara ama mimari açıdan çok da önemli ödüller değil bizim için. Mimari anlamda elbette Pritzker ödülü, Mies ödülleri, Ağa Han ödülleri çok daha önemli bizce. Son yıllarda parlamaya başlayan Barcelona’da düzenlenen WAF (Dünya Mimarlık Festivali) ödülleri de önemli bence. Yeni kazandığımız bu RIBA ödülünü de önemsiyorum çünkü Londra’nın tasarım açısından coğrafi bir önemi var benim için, sıfır noktası gibi bir şey. RIBA da dünyanın … Read more

Richard Sennett: “Büyük Projelerde Devlet Mutlaka Mimarla İşveren Arasında Durmalı”

Ömer Kanıpak: Son yıllarda mimarın etik duruşu, binaların değişen rolü nedeni ile daha çok konuşulur oldu. Binalar artık sermaye aracı, bir nevi küresel para birimi haline gelmiş durumda. Toprak değerleri sürekli artarken önemli mimarların imzaları ile, bu değerler bir kaç misli daha katlanıyor ve mimarın omuzlarına daha büyük bir sorumluluk yükleniyor. Bu şartlar altında mimarın pozisyonu hakkında ne söylemek istersiniz? Richard Sennett: Bu konuda çok net bir görüşüm var. Bir mimar hiç bir zaman kamunun büyük kesimini ilgilendiren kapsamlı projelerde gayrimenkul geliştirici şirketlerle birlikte yalnız bırakılmamalı. Büyük projeler, mimarın bağımsızlığının korunabilmesi adına, devlet veya belediye tarafından sübvanse edilmelidir. Gayrimenkul geliştirici tarafından kullanılan … Read more

Paulo Mendes da Rocha ile söyleşi

Şevin Yıldız: Projelerinizde genelde farklı mimarlık ofisleriyle işbirliği yapıyorsunuz. Her projenizin ekibi farklı. İşleve bağlı olarak dört ayrı ofis var. Bu seçimleri nasıl yapıyorsunuz? Paulo Mendes da Rocha: Ben bunu planlayarak yapmıyorum. İşin bu şekilde yürümesi adım adım gerçekleşti. Ve artık bu safhada iş sadece eski öğrencilerle çalışmaktan çıkıp, onlarla kontratlı çalışmaya dönüştü. Ne zaman yeni bir proje alsam, onlara birlikte çalışmamızı teklif ederim. Sorunuza dönersek, bu seçim programa veya işleve bağlı değil. O proje esnasında kim müsaitse ona bağlı. Ofisimde ise otuz yıldır benimle çalışan bir sekreterim var, hepsi bu. Ayrıca bence bu ilginç bir çalışma biçimi, çünkü onlar … Read more

Rem Koolhaas ile söyleşi

Pelin Tan ile birlikte, 17 Nisan 2005 tarihinde, ARKIMEET konferasına konuşmacı olarak davet edilen Rem Koolhaas ile bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Kültür politikaları, kimlik kurguları ve farklı sosyal/yerel paradigmaların mimarlık/sanat/kent ile ilişkisi hakkındaki bu söyleşide soruları daha çok Rem bize sordu ama yine de ilginç bir söyleşiydi. Avrupa Bİrlİğİ ve Kİmlİk Ömer Kanıpak: Son dönemde “The Image of Europe” (Avrupa’nın İmajı) adlı serginizle gündemdesiniz. Avrupa Birliği üzerine konuştuğunuz zaman, Avrupa Kimliği’nin yeterince tanımlanmadığını ve tamamlanmamış olan Avrupa imajının yeniden yapılanması gerektiğini söylediniz… Rem Koolhaas: Bu konudaki çalışmalarımıza öncelikle “Avrupa” imajı üzerine düşünerek başladık; ancak çalışmada ilerlediğimizde asıl problemin bu olmadığını anladık. … Read more

Zaha Hadid ile mimarlık üzerine…

Ömer Kanıpak: Her ne kadar işlerinizin Konstrüktivistler ve Süprematistlerden etkilendiği bilinse de konferansınızda anlattığınız projelerin bazılarına baktığımda, bir şekilde Sant’Elia’nın başını çektiği fütürizm akımı ile bir ilişki olduğunu sezdim. Siz de böyle bir ilişki kurabiliyor musunuz? Zaha Hadid: Tam olarak kuramam. Belki yanılıyorumdur bu hislerimde ama sanki Sant’Elia gibi fütüristik mimarların hayallerini gerçekleştirme başarısı göstermiş gibisiniz? Sanırım işlerim 20yy başlarındaki pek çok akımla ilişki kurar, bunların içinde konstrüvistler, süprematistler de vardır ama sadece tekil olarak fütüristlerle bir bağım olduğunu sanmıyorum. Ama bilmiyorum, belki de farketmediğim bir ilişki vardır. Olabilir. Yerçekimi size neyi ifade ediyor? İlk zamanlarda, yani yerçekimi ile sınırlandırıldığımızı … Read more

Jaime Lerner’in Kentleri

Son dönem UIA başkanlığına seçilen Brezilya’lı mimar Jaime Lerner ile bir röportaj gerçekleştirdik. 1971-75, 1979-83 ve 1989-92 dönemlerinde Brezilya’nın 2.4 milyonluk şehri Curitiba’nın belediye başkanlığını yaptığı ve bu kenti dünyanın yaşam kalitesi en yüksek sayılı şehirleri arasına soktuğu Jaime Lerner’in uyguladığı basit ama etkili metodlar, insanların kendisine büyük saygı ve sevgi duymasına yol açmış. Sokaklarda yürüdüğü zaman imzasını isteyen ve kendisini %97 oranında destekleyen halkı ile bir dayanışma sinerjisi yaratan Lerner’in ilginç uygulamaları pek çok belediye başkanı için de örnek teşkil ediyor. Göreve başladığında suç oranının, işsizlik ve evsizliğin yüksek, kişi başına düşen yeşil alanın ve toplam gelirin de oldukça … Read more