Mimarlık ve Kent

Tom Kay’in mimarlığı

1968’te Neave Brown tarafından tasarlanan Londra’nın batısında yer alan Alexandra Road Estate neredeyse modern mimarlık kitaplarının brutalism bölümünde demirbaş olan projelerden biri. Bu projenin şöhretinin gölgesinde kalmış hemen kuzey tarafında sıra dışı bulduğum başka bir projeden bahsetmeyi düşünüyordum bu hafta. Alexandra Road Estate’i ilk ziyaret ettiğimizde herkes gibi güneydeki girişini kullanmıştık ve bahsetmeyi planladığım bu projeyi gözden kaçırmıştık. Yaklaşık iki sene sonra, o civarlarda başka bir fotoğraf işi için gitmişken bir anda karşıma çıkan tuğla yapı ilgimi çekmişti. Loudoun Road atölye ve konutları olarak anılan bu projenin mimarı Tom Kay. Açıkçası pek bilindik mimarlardan sayılmaz. Hakkında bir iki söz söyleyebilmek … Read more

Afrikalı Modulor

Özlem, her hafta kendi bloguna misafir etmek istiyor beni. Amaç, mimarlık ya da tasarımla ilgili hem kendimin hem de onun bloguna her hafta kısa bir şeyler yazarak uzun zamandır kış uykusunda olan mimarlıkla ilgilenme hevesimizi canlandırmak. Yılbaşından önce ona söz vermiş olsam da işlerin yoğunluğundan bu davete cevap vermek için bir türlü fırsat bulamadım. Muhtemelen Türkiye’den ya da Londra’dan bir yapı ya da konu bulmamı bekliyor. Açıkçası aklımdan Londra’dan bir yapıyı yazmak geçiyordu ta ki Twitter’da aşağıdaki fotoğrafa rastlayana dek. (Bu arada Twitter’a yeni yılda daha az maruz kalmak için cep telefonumdan uygulamasını yılbaşı itibarı ile sildim. Ancak laptoptan girdiğimde … Read more

Mimarlar Kendilerini İşçi Olarak Görmeye ve Sendikal Örgütlenmeye Başlıyor *

Mimarlar uzun zamandır ayrıcalıklı yaratıcı profesyoneller olarak görülse de, kendilerini giderek daha vasıfsız ve sömürücü çalışma ortamlarında buluyorlar. Sendikalaşmaya başlamaları şaşırtıcı değil. ABD genelinde sendikalara olan ilginin arttığı ve özellikle “kültür işçileri” arasında militanlığın yükseldiği bir dönemde, yeni bir sektör daha emek hareketine katılıyor: mimarlık. Geçtiğimiz sonbaharda Bernheimer Mimarlık‘taki meslektaşlarımla birlikte bir mimarlık ofisinde ilk sendikayı kurduk. BA Sendikası, Uluslararası Makinistler ve Havacılık İşçileri Birliği’nin (IAMAW) desteğiyle şu anda sektördeki ilk toplu sözleşmeyi müzakere ediyor. Örgütlenen ilk firma olarak, en azından şimdilik, tek başımızayız. Mimarlık çalışanlarının sendikalaşmaya başlamasının bu kadar uzun sürmesinin nedeni, geleneksel olarak işçi olarak tanımlanmayı reddetmemiz ve bunun … Read more

Yeni AKM’nin Mimarisi Üzerine

AKM yeni bir bina olarak on yıl sonra açıldı. Muhalif olanlar, ‘buna da şükür, en azından adı değişmedi’ diye, yıktıranlar ‘oh bakın nasıl da daha iyisini yaptık’ diye seviniyor. Sonuçta toplumun büyük oranda iki yakasının uzlaşma içinde olduğu bir duruma şahit olmak ilginç gerçekten. Oysa bu gerilimli süreci oluşturan şartlarda bir farklılık yok. Sadece isminin korunmasına, mimarisinin güzel olmasına razı olanlar, yapılan mücadeleleri unutmamalılar. O mücadeleyi yapanlar olmasaydı, bugün ismi aynı kalan ama yüksek ihtimal Şefik Birkiye’nin Osmanlı Selçuklu kombinli kitsch kongre binası ya da Gezi Parkı’nın yerine yapılan kışla AVM alkışlanacaktı. Öte yandan, “tepesinde restoran olmayacak, yoksa yaptırmayız” diye … Read more

Ufuk Çizgisi

“Göz sağlığı bir ufuk çizgisi talep eder. Yeterince uzağı görebildiğimiz sürece asla yorulmayız.” Ralph Waldo Emerson Evimiz yaklaşık 45m2, bir oda bir salon. Londra’daki binlercesi gibi genişliği 5 metrelik, iki üç katlı evlerden biri. Viktorya döneminde üç katı ve arkasındaki bahçesi ile asgari bir yaşam standardına göre planlamış.  Ama şimdi pek çok benzeri gibi bizimkisi de her katı ayrı bir haneye bölünmüş. Balkon olmadığı gibi arka bahçeye de erişimimiz yok. Korona salgını yüzünden yaklaşık iki aydır neredeyse evden çıkmıyoruz. Neredeyse dedim çünkü bacaklarımızı açmak, taze hava almak için arada bir ‘dışarı’ çıkmak zorundayız. Haftada bir iki kez olan bu cesur … Read more

Şehirde Yatmak

Evrimin en önemli aşamalarından biri olan iki ayaküstünde yürümenin yanı sıra insanın en temel iki hareketi oturmak ve yatmak. Hayatımızın büyük bir kısmını yatarak ve oturarak, az bir kısmını da ayakta durarak ya da yürüyerek geçirmekteyiz. İnsan yavrusu doğumundan uzunca bir süre ve epey yattıktan sonra oturmaya geçebiliyor. Yürümeye başlaması başlı başına bir eşik. Belki de yürümeye verilen bu ihtimam yüzünden yatma eylemi epey sıradanlaşmış, üzerinde pek düşünülmeyen, sadece uykuyla ilişkilendirilmiş bir pozisyon. Bu yüzden gündelik hayatta yatak odaları dışında yatan insanlar görmek garip karşılanır. Oysa insanın en masum hali yatıp uyuduğu anlar olmalı. Gözler kapandığında maskeler düşer, kalkanlar iner. … Read more

Katil Parklar *

Başta Rotterdam olmak üzere şehirlerinin çoğunun bombalanıp yağmalandığı Hollanda’da, ekonomik sıkıntılar ve yokluklar halen devam etse de İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde yeniden inşa ve iyileştirme projeleri hızla hayata geçirilmeye başlamıştı. Bu projelerden biri savaş sonrası doğan neslin ve belki de tüm ulusun geleceğini etkileyecek mütevazi ama oldukça tesirli olan çocuk oyun alanları projesi idi. Konut kıtlığı ve yetersiz altyapının yanı sıra savaş sonrası gelen psikolojik ferahlama ile hızla artan çocuk nüfusu için Hollanda şehirlerinde ne evlerde ne de dışarıda oynayacak hiç yer yoktu. Amsterdam Belediyesi’nde çalışan 28 yaşındaki mimar Aldo Van Eyck’a 1947 yılında bu sorunu çözme görevi verilir. … Read more

Ahmet İsvan’ın* kaleminden Fenerbahçe’nin işgali

Kira gelirlerimizi artırma çalışmalarımız sırasında, batakçı kiracılarımızdan birisinin de Beden Terbiyesi olduğunu öğ­rendim. Kiraladıkları yer Fenerbahçe yarımadasındaydı. Bir­kaç kez, yıllardır biriken ve zaten çok cüzi olan borçlarını ödemeleri yolunda kendilerini yazıyla uyardık. Beden Terbi­yesi Bölge Müdürü şahsen bana gelerek bu yeri, spora hiz­met amacıyla, aynı bedelle spor kulüplerine kiraya verdikle­rini fakat kulüplerden para alamadıklarını anlatarak yakın­mış, anlayış göstermemizi istemişti. Kendisine, bizim kimse­ye anlayış gösterecek durumda olmadığımızı ve en kısa za­manda borcunu kapatması gerektiği cevabını vermiştik. Bir gün, müdür geldi, borçlarını ödediklerini ve kira muka­velesini feshettiklerini bildirdi. Yani, devren kiraya vermiş ol­dukları spor kulüplerini bizim başımıza bırakıyor, aradan çe­kiliyordu. Bizimle olan … Read more

Geleneksel Türk Trafoları

1930’ların Almanyası’nda idealize edilmiş Neo-klasik yapılar, politik bir araç olarak kullanılıyordu. Hiç bir zaman Roma İmparatorluğu veya Antik Yunan Medeniyeti ile organik bir ilişkisi olmamasına rağmen, bu iki medeniyetin kalıntılarından esinlenen devasa anıtsal yapılar ve aksiyal düzendeki şehir planları Almanya’nın destansı bir geçmiş yaratma ve bunu taşa dönüştürme çabaları idi. O dönemin Almanyası mimarlık ve kültür üretimi açısından tam bir çelişkiler yumağı idi. Bir yanda hiç varolmamış bir efsanenin eserlerini ve o medeniyeti baştan yaratma çabası varken, bir yanda da romantik ulusalcılık söylemine dayalı folkrolik (völkisch) bir halkçılık akımı destekleniyordu. Anti-Semitizm ile birleştirilen tüm bu söylemler, zaten dünyayı kasıp kavuran … Read more

Jaime Lerner’in Kentleri

Son dönem UIA başkanlığına seçilen Brezilya’lı mimar Jaime Lerner ile bir röportaj gerçekleştirdik. 1971-75, 1979-83 ve 1989-92 dönemlerinde Brezilya’nın 2.4 milyonluk şehri Curitiba’nın belediye başkanlığını yaptığı ve bu kenti dünyanın yaşam kalitesi en yüksek sayılı şehirleri arasına soktuğu Jaime Lerner’in uyguladığı basit ama etkili metodlar, insanların kendisine büyük saygı ve sevgi duymasına yol açmış. Sokaklarda yürüdüğü zaman imzasını isteyen ve kendisini %97 oranında destekleyen halkı ile bir dayanışma sinerjisi yaratan Lerner’in ilginç uygulamaları pek çok belediye başkanı için de örnek teşkil ediyor. Göreve başladığında suç oranının, işsizlik ve evsizliğin yüksek, kişi başına düşen yeşil alanın ve toplam gelirin de oldukça … Read more